|

Size benzeyen ve sizinle uyum içerisinde çalışan bir bilgisayar
ile veriminiz büyük oranda artar.
Bilgisayar ile çalışmak bilgisayara uyum sağlamak değil, tam
tersine bilgisayarın bize uyum sağlamasıdır. Bilgisayarı ne amaçla
kullanıyor olursak olalım, önemli olan ihtiyaçlarımıza cevap
verecek şekilde ayarlanmasıdır.
Bilgisayarlarımızda kullandığımız temel yazılım olan işletim
sistemleri, her yeni sürüm ile daha çok özelliği ve daha büyük bir
kullanım kolaylığını bünyelerine katmayı hedefliyorlar. Ancak
bunca yıldır sürekli değişip gelişen işletim sistemlerinin en
önemli başarıları; hiç kuşkusuz göze hoş gelmeleri ve tabii ki
eğlenceli olmaya başlamalarıdır. Tüm bunların temelinde ise,
işletim sistemlerinin kullanıcılar ile dost olması için atılan
adımlar yatıyor.
"Kullanıcı Dostu" anlamına gelen "User Friendly" terimini mutlaka
duymuşsunuzdur. Bu terim, işletim sistemlerinin hemen hepsinde sık
sık karşımıza çıkıyor. Peki ama işletim sisteminin kullanıcı ile
dost olması ne anlama geliyor? Eğer bir işletim sisteminin
kullanıcı dostu olduğu iddia ediliyorsa, bu durumda bilgisayar ile
çalışırken makineye karşı savaşıyormuş gibi hissetmeyeceksiniz
demektir. Çünkü sistem, tüm işlemleri mümkün olan en kolay şekilde
gerçekleştirmek için geliştirilmiştir ve kullanıcılar için mümkün
olarak en yüksek kullanım kolaylığını sunar.
Windows, ilk sürümünden günümüze gelinceye kadar her zaman
kullanım kolaylığı ve esnekliği konularında kendisini geliştirmeyi
başarmıştır. Sonuçta da son derece kolay kullanabilen Windows XP
sürümü ortaya çıkmıştır. Windows XP, masaüstünü
kişi-selleştirmenize ve bu sayede kendi ayarlarınızı rahatlıkla
kontrol etmenize izin veren son derece esnek bir yapı sunar. Şimdi
gelin, bilgisayarınızı kişiselleştirerek daha rahat çalışmanızı
sağlayacak küçük araçlara birlikte göz atalım..
RENKLER
Hiç kimse sizi gri veya donuk renklerle bezenmiş bir masaüstü
ortamında çalışmaya zorlamıyor. "Denetim Masası / Görünüm ve
Temalar / Görüntü" yolunu izleyerek ekran özelliklerini
ayarlayacağınız pencereyi açabilirsiniz. Karşınıza gelen
penceredeki seçeneklerin sayesinde sistem öğelerinin tüm renk ve
görüntü özelliklerini baştan belirlemeniz mümkün.
"Görüntü Özellikleri"ne masaüstündeki boş bir alana farenin sağ
tuşu ile tıklayarak ve açılan menüden "Özellikler" satırını
seçerek ulaşma şansına da sahipsiniz.
Görüntü Özellikleri" penceresinde "Temalar", "Masaüstü", "Ekran
Koruyucu", "Görünüm" ve "Ayarlar" isimli 5 farklı sekme
bulunmakladır. "Masaüstü" sekmesi ile zaten daha önce
tanışmıştınız; buradan masaüstünüzün arka plan resmini ya da arka
plan rengini değiştirebilirsiniz. "Temalar" sekmesi ise, Başlat
Çubuğu ve klasörlerin nasıl görüneceklerini belirlemek için
kullanılır. "Ekran Koruyucu" sekmesi, bilgisayarın aktif olmadığı
zamanlarda monitörünüzü korumak için devreye giren ekran koruyucu
ayarlarını içermektedir.
Şimdi "Görünüm" sekmesini ve altında yer alan seçenekleri biraz
daha yakından inceleyelim. Burada Windows'un tüm öğelerinin nasıl
görüntüleneceğini belirlemek mümkündür. Panelin üst kısmında,
kullanılmakta olan şekil ve renklerin bir örneğini göreceksiniz.
Bu ayarları değiştirmek için sağ alt kısımdaki "Gelişmiş"
düğmesine tıklayın.
"Gelişmiş
Görünüm" isimli yeni bir pencere açılacak. Bu pencerenin sol alt
kısmında "Öğe" isimli bir açılır menü bulunmakladır. Burada farklı
öğelerin farklı şekillerde görüntülenmesini sağlayabileceğiniz
seçenekler yer alır. Örneğin "İleli Kutusu" satırı seçildiğinde,
görüntülenen iletilerin renk ve stilleri için yapılabilecek
değişikliklere ulaşmış olursunuz. Aynı şekilde sistemin diğer
öğelerinin renk tonlarını ayarlamak da mümkündür. "Menü" seçeneği
ise, etkin olan ve olmayan pencerelerin menü başlıklarında
kullanılan yazı tiplerini ya da renkleri değiştirmek için
kullanılır.
Sistem öğelerinin renklerini bu şekilde değiştirmek son derece
eğlenceli bir uğraştır. Seçtiğiniz öğenin özeliğine göre, sağ
taraftaki "Boyut" ve "Renk" kutuları aktif ya da pasif hale
gelebilirler. Çünkü bazı öğeler tek renk kullanımına, bazıları ise
çift renk kullanımına izin verirler. Birkaç deneme sonunda hangi
öğe için hangi renk ve boyutun uygun olduğuna kendiniz karar
verebilirsiniz.
"Gelişmiş Görünüm" penceresinde yer alan seçeneklerin yardımıyla
sadece renk ve boyut özelliklerini değil, aynı zamanda
kullanılacak yazı tiplerini de değiştirebilirsiniz. Çok fazla
kombinasyon olduğu için yapabileceklerinizin sınırı da yoktur. En
uygun kombinasyonu ancak deneyerek bulabilirsiniz. Denemekten
korkmayın, yaptığınız değişiklikleri anında üst pencereden
görebilirsiniz ve sağ alttaki "Tamam" düğmesine tıklamadıkça
ayarlar geçerli hale gelmezler. Bu yüzden denemeleriniz sırasında
"kendinizi kaybetmekten" korkmayın. Denemelerinizin herhangi bir
aşamasında kolaylıkla en başa dönebilirsiniz.
Gördüğünüz gibi kendi stillerinizi yaratmanız mümkün. Ancak bu işe
ayıracak çok fazla vaktiniz yoksa, dilerseniz sizin İçin daha
önceden hazırlanmış görünüm seçeneklerinden de yardım
alabilirsiniz. Bu seçeneklere "Temalar" sekmesinin yardımıyla
ulaşacaksınız. "Tema" menüsünden seçeceğiniz her yeni tema,
Windows'un bambaşka bir görünüme sahip olmasını sağlayacaktır.
ALAN
SORUNU
Bilgisayarla çalıştığınız süre boyunca, yapılan tüm işlemleri
yakından etkileyecek olan diğer bir nokta da, daha önce kısaca
bahsettiğimiz ekran çözünürlüğü ayarlarıdır. Ne yazık ki pek çok
kullanıcı, bu özellikleri ya bilmiyorlar ya da göz ardı ediyorlar.
Ancak ayarların nasıl yapıldığını öğrendiğinizde, konunun önemini
siz de kolayca anlayabilirsiniz.
Bilgisayar ekranındaki görüntüler, piksel adı verilen binlerce
renkli noktacıktan oluşmaktadır. Piksellerin boyutları farklı
olabilir ve ekran çözünülürlüğünü de nokta sayısı ve büyüklüğü
belirler. Piksel sayısı arttıkça, boyutlar da küçülür. Boyutların
küçülmesi ise, ekranda kullanılabilecek daha çok alanınız olduğu
anlamına gelir. Çünkü piksel boyutları küçüldükçe, ekrana daha çok
pikselin sığması mümkün hale gelir. Daha çok piksel ise daha büyük
bir çalışma alanı ile aynı anlamı taşır. Ama doğal olarak, bu
durumda pencereler ve kutular ekranda daha küçük görüntülenirler.
14, 15 ve 17 inç'lik standart monitörlerin desteklediği maksimum
çözünürlükler 640x480, 800x600 veya 1024x768 olabilir. Profesyonel
ihtiyaçlar içinse 1152x864, 1280x960 veya daha yüksek
çözünürlükler de kullanılabilir. Gördüğünüz rakamlardan ilki,
ekranınızda dikey olarak kaç pikselin yer aldığını, ikincisi ise
yatay olarak yerleştirilen piksel sayısını ifade eder.
Alışık olduğunuz ekran çözünürlüğü, genellikle sizin için en İyi
seçim olacaktır. Eğer bilgisayar başında uzun saatler geçiriyor ve
bu süre boyunca ağırlıklı olarak dokümanları okuyorsanız, 800x600
gibi bir çözünürlük gözünüzün yorulmasını engelleyebilir. Çünkü
çözünürlük ne kadar düşük olursa, harflerin ekrandaki görüntüleri
de büyüyecektir. Tabii bu durumda görüntülenebilen satır sayısı
biraz azalabilir.
İşiniz
grafik ve fotoğraflar üzerinde çalışmanızı gerektiriyorsa, çok
daha büyük bir çalışma alanına ihtiyacınız var demektir. Bu sayede
aynı anda daha çok dokümana göz atabilir ve detayları daha rahat
inceleyebilirsiniz. Daha büyük bir çalışma alanı için yapmanız
gereken, çözünürlük değerini artırmaktan başka bir şey değil.
Çözünürlük ayarlarını yapmak için "Görüntü Özellikleri"
penceresinin "Ayarlar" sekmesine tıklayın. Burada gerekli olan tüm
ayarları yapabileceğiniz küçük bir kaydırma çubuğu göreceksiniz.
Birkaç denemeden sonra bu çubuk üzerinde el alışkanlığı
kazanabilirsiniz ve sizin için ideal çözünürlüğü de rahatlıkla
ayarlayabilirsiniz. Çözünürlüğü arttırdıktan sonra bir daha geri
dönmek ve daha düşük bir çözünürlükle çalışmak istemeyecekseniz.
Çünkü daha geniş bir alanda çalışmanın rahatlığını bir kere
yaşadıktan sonra düşük çözünürlükle önceden nasıl çalıştığınıza
inanamayacaksınız. İsterseniz deneyin... Bir hafta boyunca
1024x768 çözünürlüğünde çalıştıktan sonra 800x600'e dönerseniz ne
demek istediğimizi hemen anlayacaksınız.
Ancak tüm bilgisayarlarda yüksek çözünürlük oranlarıyla çalışma
şansı bulamayabilirsiniz. Çünkü kullanılabilecek olan çözünürlük
değerleri, büyük oranda sisteme dahil olan ekran kartına ve
monitöre bağlıdır. Örneğin 15 ya da 17 inç'lik bir monitör, kolay
kolay 1600x1200 çözünürlüğü destekleyemez. Eğer monitörünüzün
desteklemediği bir çözünürlük oranı seçer ve "Tamam" düğmesine
tıklarsanız, ekranın bir anda karardığını göreceksiniz. Ancak
hemen paniğe kapılmanıza gerek yok. Bu durumda 15 saniye
beklersiniz, görüntünün geri geldiğine şahit olabilirsiniz. Tabii
tüm ayarlar da eski durumlarına getirilirler. Çünkü Windows,
yapılan ayarı 15 saniye içerinde onaylamanızı isler. Eğer onay
vermezseniz, çözünürlük oranı da eski haline geri getirilir.
Bu konuda küçük bir uyarı yapmakta da yarar var. Monitörünüzün
desteklediği en yüksek çözünürlüğü mutlaka öğrenin. Çünkü
monitörünüzün kapasitesini aşan bir çözünürlükte uzun süre
çalışmak, cihaza ciddi zararlar vermenize neden olabilir.
Görüntü özellikleri ile doğrudan ilgili olan diğer bir konu da
ekran yenileme sıklığı, yani tazeleme hızıdır. Hz (Hertz)
birimiyle belirtilen bu ayar, ekrandaki görüntünün ne sıklıkta
güncelleneceğini belirlememizi sağlar. Güncelleme frekansı ne
kadar yüksek olursa, görüntüdeki titreme oranı da o kadar azalır.
Bilgisayar
başında uzun saatler geçiriyorsanız, tazeleme hızına gerekli önemi
vermelisiniz. Çünkü bu ayar, gözlerinizin sağlığı açısından son
derece önemlidir. Ne yazık ki, ekran çözünürlüğünün artması ile
birlikte tazeleme hızında da düşüşler yaşanır. Örneğin bir monitör
1024x768 çözünürlüğü 75 Hz tazeleme hızı ile destekleyebilirken,
çözünürlük oranı 1280x1024'e getirildiğinde maksimum tazeleme hızı
ancak 60 Hz olabilir. 60 Hz ise ekranda gözle görülür titremelerin
oluşacağı anlamına gelir.
En iyi (ve dolayısıyla en pahalı) olan monitörler, teknik açıdan
çok yüksek çözünürlük ve yüksek tazeleme hızı değerlerine
ulaşabilirler. Rakamlarla açıklamak gerekirse, gözü yormayacak
olan ideal yenileme sıklığı 85 Hz ve üzeridir. Bugün piyasada
bulabileceğiniz pek çok monitör 800x600 çözünürlükte 85 Hz'e
rahatlıkla erişebilmektedir. 1024x768 çözünürlük için ise 75 ve 65
Hz arası tazeleme hızına erişilebilir. Ama ayarın uzun süre 65
Hz'de kalması, gözler için çok da sağlıklı değildir.
Bu konuyu daha İyi kavrayabilmek için ekran çözünürlüğünüzü mümkün
olan en yüksek seviyeye getirin ve bir süre bu şekilde çalışmayı
deneyin. Kısa sürede gözünüzün yorulduğunu ve rahatsız olduğunu
hissedeceksiniz.
TAZELEME HIZI
Tazeleme hızı konusunun önemli olması nedeniyle, üzerinde biraz
daha durmakla yarar var. Eğer monitörünüzün desteklediği
çözünürlük - tazeleme hızı kombinasyonlarını öğrenmek isterseniz,
"Bağdaştırıcı" sekmesi allında göreceğiniz "Tüm Modları Listele"
düğmesine tıklayın. Açılan küçük pencerede mümkün olan tüm
çözünürlük - tazeleme hızı kombinasyonlarını göreceksiniz.
Bunların hepsini deneyerek sizin için en uygun olanını
bulabilirsiniz.
Bu noktada daha önce yaptığımız uyarıyı bir kez daha
tekrarlayalım... Uygun olmayan ayarlar monitörünüze zarar
verebileceği için, ayarları yaparken dikkatli olmalısınız.
AYRINTI
MI, DÜZEN Mİ, HER İKİSİ Mİ?
Windows ile çalışırken; zamanınızın büyük bir kısmı dosyalar,
klasörler ve pencereler arasında dolaşarak geçer. Bu yüzden tüm bu
öğelerin nasıl göründükleri, çalışmanızdan alacağınız verimi büyük
oranda etkileyecektir.
Windows'un önceden tanımlanmış ayarı, pencerelerde dosya ve
klasörleri renkli büyük simgeler halinde, isimleri dışında hiçbir
detay olmadan gösterir. İçeriği dolu olan klasörler; sıkışık bir
şekilde düzenlenmiş birbirine benzeyen sayısız simgenin yer aldığı
karmaşık bir ormana benzer. Böyle bir klasör içerisinde aradığınız
dosyayı bulmakta zorlanıyorsanız, basit bir görünüm ayarı ile
işinizi çok daha kolaylaştırabilirsiniz.
Açık pencerenin içerisindeki boş bir alana farenin sağ tuşu ile
tıklayınca, açılan menüde "Görünüm" satırının bulunduğunu
göreceksiniz. Bu satırın üzerine gelin ve kısa bir süre bekleyin.
Dosyaların görüntülenme seçenekleri ile karşılaşacaksınız. "Küçük
Resimler", "Döşeme", "Simge", "Listele" ve "Ayrıntılar" tercih
edilebilecek seçenekler arasında yer alır. "Ayrıntılar" seçeneğine
tıklarsanız; dosya adı, boyutu, türü ve değiştirilme tarihi gibi
özellikler görünür hale gelir.
Klasörleri bu şekilde kullanmaya alıştığınızda, herhangi bir
dosyayı ararken ne kadar büyük bir zaman kazandığınızı hemen fark
edeceksiniz. Tek bir bakışta dosyanın tüm özelliklerinin gözünüzün
önünde bulunması, birçok açıdan büyük kolaylık sağlar. Zamanla
ayrıntılı görünüm tarzı konusunda daha da tecrübe kazanacaksınız
ve üst bölümdeki sütun başlıklarından yardım alarak, örneğin aynı
tarihte yaratılmış olan tüm belgelerin alt alta sıralanmasını
sağlayabileceksiniz. Kısacası bu görünüm tarzının bir süre sonra
sizin için vazgeçilmez hale geleceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
|