<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9" ?> 
  <rss version='2.0' xmlns:content='http://purl.org/rss/1.0/modules/content/' xmlns:wfw='http://wellformedweb.org/CommentAPI/' xmlns:dc='http://purl.org/dc/elements/1.1/' xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom'>
    <channel>
      <title>Şabanözü İlçesi Haber ve Tanıtım Sitesi. Yeni Makaleler</title>
      <link>http://www.sabanozum.com/</link>
      <docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
      <atom:link href='http://www.sabanozum.com/rss/rss_a.php' rel='self' type='application/rss+xml' />
      <generator>Self-created application</generator>
      <description>Şabanözü - Gümerdiğin - Gürpınar - Bakırlı - Karakoçaş - Mart - Çaparkayı - Çapar - Ödek - Gündoğmuş - Karamusa - Karahacı - Kutluşar - Karaören - Bulduk - Bulgurcu - Kamış - Büyükyakalı - Küçükyakalı - Göldağı</description>
      <copyright>wWw.X-iWeb.Ru</copyright>
      <language>ru-ru</language>
      <item>
        <title>GAZZE  SOKAKLARI</title>
        <link>http://www.sabanozum.com/readarticle.php?article_id=104</link>
        <guid>http://www.sabanozum.com/readarticle.php?article_id=104</guid>
        <description><![CDATA[&lt;strong&gt;&lt;img src='images/articles/nsecen.JPG' style='margin:5px' align='left' /&gt;GAZZE  SOKAKLARI
Sokaklar kan deryası, aileler param parça, parça parça bebek ölüleri&amp;#8230;
Bir el çıkıyor yıkılan duvarların altından, &amp;#8220;Nerede Ümmet-i İslam&amp;#8230;!&amp;#8221; diye bağırıyor.
Bir el dokunuyor tetiğe, misket bombası yağıyor gökyüzünden, kanlı gülücüklerle zafer sarhoşluğu yaşanıyor ölün yıldızında.
İnsan şavaş bunu mu diyor,  kendi kendine.
Savaş bu mu?
Müslüman ülkeler ikiye bölünmüş, bir birini suçluyor.
Devletlerin sokakları boş durmuyor, hergün kaynıyor, ellerinde bağımsız Filistin diyenlerle.
Sarısı, karası, esmeri kol kola.
Ancak her ne hikmetse Büyük Ortadoğu patronlarından, (ABD ne de AB ülkelerinden )çıt  sesi yerine utanmasalar kanlı ellerinden  alkış çıkacak.
Vahşet değil soykırımı yaşanıyor Filistin&amp;#8217;de. 
Kendi öz topraklarında bağımsızca yaşayabilmek için kan akıtıyor  Filistinliler, kanlarını alıyor Siyonistler.
Çünkü Filistin&amp;#8217;de Filistinli olmak suç. İnsan olmak suç. Yaşamak suç&amp;#8230;!
Kan ağlıyor Filistin sokakları. Bombalar yağıyor Filistin bağrına.

GAZZE SOKAKLARI

Yaşadığın toprak sana dar geldi,
Yaşam cennet değil, sanki mahşerdi, 
Özgürlük eli bağlı bir  sürgündü,
Sırattan köprü Gazze sokakları.
*********
Bir el çıkmıştı yıkık binadan,
Yüz göz görünmüyor,akan kınadan,
İsyanlar yükseliyor duyarsız dünyadan,
Yetim çocuk sesli Gazze sokakları.
*********
Karla karışık akan göz yaşları,
Yıkık damlar altında kesik başları.
Şimdi ev oldu kaldırım taşları,
Kızıl denize döndü Gazze sokakları.
*********
Baştan başa  Yahudi çizmesini,
Bağrına basıyor çocuk ezmesini.
Dalkavukların, laftan gezmesini,
Ağlar seyreder,  Gazze sokakları.
********
Bir terör ki,  acımasız soykırışı
Yürekleri dağlar acı haykırışı.
Bağımsızlık aşkından asil duruşu,
Yanardağa dönmüş, Gazze sokakları.
********
Bir el uzanır hakka yardım et diye,
Bombalar yağar  kor ateşten hediye.
Analar, gelinler muhtaçtı sevgiye,
Yıllardır yastadır, Gazze sokakları.
********
Hani Müslümanlar kardeşti, nerede?
Dava din davası, kafir bir arada.
Unutma sende varsın sonra sırada,
Sessiz sessiz ölür, Gazze sokakları.
*********
Arabistan, Suriye, hani ya Mısır?
Bir avuç Yahudi&amp;#8217;ye oldular esir.
Bizde de yok mudur azıcık kusur?
Hilalsiz karanlık, Gazze sokakları.
*********
İnsanlık bitmiş, ayaklar altında,
Sayılmıyor ölüler, tanklar altında.
Karalar  boy gösterdi beyazlarda,
Matem havasında Gazze sokakları.
********
Neden yapılmaz hemen ateşkes,
Neden sus pus olmuş, dilsiz  herkes.
Nevzat&amp;#8217;tır adı,, Filistin&amp;#8217;e kardeş,
Gerçek dost arıyor Gazze sokaklar.


Nevzat Seçen

&lt;/strong&gt;]]></description>
        <pubDate>Tue, 06 Jan 2009 20:07:27 +0200</pubDate>
        <category>Nevzat SEÇEN</category>
      </item>
      <item>
        <title>HOŞ GELDİN KRİZ DEMİŞTİM</title>
        <link>http://www.sabanozum.com/readarticle.php?article_id=103</link>
        <guid>http://www.sabanozum.com/readarticle.php?article_id=103</guid>
        <description><![CDATA[&lt;img src='images/articles/nsecen.JPG' style='margin:5px' align='left' /&gt;&lt;strong&gt;HOŞ GELDİN KRİZ DEMİŞTİM

Yeni yıl kutlamaları tüm gazete sütunlarında gerek köşe yazıları ile, gerekse  kutlama mesajları ile yapılırken ben kendi köşemde &amp;#8220;Hoş geldin Kriz&amp;#8221; demiştim.

İşte esas krizin ayak sesleri  Ocak ayının 1&amp;#8217;inden itibaren duyulmaya başladı.

Krizin ilk ayak sesini doğalgazdan duyduk.

* Hükümet Doğalgazdaki indirim teklişerini şimdilik askıya aldı.&amp;#8221;

Peki ne zaman indirim yapılacak.

&amp;#8220;Fakirin anasının ağladığı zaman.&amp;#8221;

Evler güneşle ısınmaya başladığı zaman. Hani havada, suda, yerde dediğimiz bir inanış var ya, Cemre diye. İşte o cemreler geldiği zaman.

İkinci ses enşasyon açıklamalarından geldi.

* Bu sene enşasyon düşüş gösteriliği için (o da gerçekse eğer?) memura enşasyon farkı ödenemeyecek.

İnternet haberlerinin altında bu konu ile ilgili yorumlar yapılıyor. Aynen şöyle; &amp;#8220; İpin ucu nasıl olsa Maliye Bakanının elinde. İsterse yükseltir, isterse indirir. Bu sefer böyle istemiş, az göstermiş. Sayın bakan, bizim mutfağa bir girsin de görsün yükselişin nasıl olduğunu..&amp;#8221; diyorlar.

Üçüncü ses de Emeklilere ve SSK&amp;#8217;lılara geldi.

* Eczaneler şubat ayından itibaren emekli ve SSK&amp;#8217;lılara ilaçlarını ücret karşılığında verecek.


Ben buna şöyle bir halk deyimi ile cevap vermek istiyorum.

&amp;#8220;Hovardalığın sonu hüsrandır.&amp;#8221;

Yeşil kart uygulamaları ile milletin sırtından aldığı onca vergilerle memleketin en ücra köşesinde bulunan adı fakir olanların, hatta dağdaki teröristlerin bile sağlık problemleri karşılanırsa olacağı bu idi.

İşte haber;

Eczacılar Birliği Başkanı Erdoğan Çolak&amp;#8217;ın açıklaması. Hürriyetten.

&amp;#8220;2 Şubat&amp;#8217;tan itibaren ilaç ödemeleri sosyal güvence kapsamından çıkacak, ilaç paralarının cepten ödenmesi gündeme gelecek. Çolak, Sağlık Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve SGK ile sorunların çözümü için birçok adım attıklarını söyleyerek , &quot;Yeşil Kart ödemelerinde 2007&amp;#8217;den devreden alacakların miktarı 350 Milyon TL Konsolide bütçe ve Yeşil Kart geri ödeme sürelerindeki bu gecikme ve ödemelerde yaşanan diğer sıkıntılarla eczaneler ticari riskin altına sokulmaktadır&quot; dedi&amp;#8221;

Haksız mıyım şimdi, &amp;#8220;Hoş geldin kriz!&amp;#8221; Demekle?   


AMATÖR YAZARSA&amp;#8230;

Önemli bir köşe yazarının köşesinde yazdıklarını biz, amatör yazarlar yazsaydı, ne olurdu biliyor musunuz? Vay,vay vay&amp;#8230;!

Hemen gazetesi ile ilişiği kesilir, basın yayın kurulundan belki on, belki de yirmi bin lira cezası kesilir, yazar, yazar olduğuna bin pişman olurdu.

İsterseniz bu sevgili yazarımızın yazısından bir kaç paragraf alalım.

Yazarımız işten sıkılıp, çalışmaktan yorulup kendini bir bara atar. Sonra anlarır;

&amp;#8220;Neyse, gittim oturdum bara, içkimi söyledim. Tabii ki sadece üç adet buzlu duble Jameson. (Bunu artık herkes öğrensin ve bir daha sormasın bana.)&amp;#8221;

Devam eder; 

&amp;#8220;Geldi içkim. Tam istediğim kıvamdaydı. Tatlı tatlı içip bir yandan da penisimi düşünüyordum. &amp;#8220;Ona uzun süredir haksızlık yaptığımı, onu çok ihmal ettiğimi, o gün durup dururken &amp;#8216;hiç aldatmayacağım&amp;#8217; diye konuşmam acaba penisimi üzdü mü, acaba depresyona mı girdi?&amp;#8221; filan diye düşündüm.&amp;#8221;

Ve&amp;#8230;

Peşinden devamla&amp;#8230;

&amp;#8220;Tam o sırada karşıda kız arkadaşı ile oturmakta olan bir kız kalkıp bana doğru gelmeye başladı.&amp;#8221; Ve devam&amp;#8230;

Geçen aylarda sevgili köşe yazarımızdan birisi, mahalli gazetelerin birisinde aynen buna benzer bir makale yazmıştı da, sonucu vallahi hüsran olmuştu. Bu bölümü bunun için aldım. Okumayanlar okusun da değerlendirsin diye. Artık siz değerlendirin.


TRT-ŞEŞ 

Türkiye Cumhuriyeti&amp;#8217;nin televizyonu TRT en sonunda Türkiye&amp;#8217;nin bir eksikliğini giderdi.

TRT -6- (Şeş) yayına başladı.

Yayının başlama törenine ve ilk yayın akışına bakanların ilgisi büyüktü.

Tabi, hükümet yetkililerinin vatandaşa şirin görünecek başkaca bir yanı kalmadı ki. Fırsat tam fırsat diye boy gösteriverdiler TRT6&amp;#8217; da.

Her neyse. Bakanlar büyük ilgi göstermişler, göstermemişler önemli değil. Önemli olan bir başka konu var ki, üzerinde hassasiyetle durulması gerekiyor.

TRT ŞEŞ önemli bir yamalık oldu Türkiye demokrasisine. Bir açığımızı kapatıverdi.

Ana dilleri ile yayın yapan TRT&amp;#8217;yi gören Kürt kardeşlerimizin sevincinin yanında, bu yayınlardan nem kapan ve kendine Kürt aydınları denilen bir kesim vardı ki, işte en tehlikeli kesim de bunlardı. Onlar içlerine sindiremedi TRT ŞEŞ&amp;#8217;i.

Bugüne kadar Kürtçe konuşamıyoruz, Kürtçe dinleyemiyoruz diyerek korsan Kürt televizyonlarında boy gösterip isyan bayraklarını açanların içine korkular düştü, TRT-ŞEŞ&amp;#8217;ten.

Daha şimdiden başladılar Neden Diyarbakır&amp;#8217;a AMED demiyoruz, İlk isyanımızın başladığı Tunceli&amp;#8217;ye Dersim demiyoruz diye.

Allah bilir AB desteği ile birkaç ay sonra da neden Güneydoğu Anadolu&amp;#8217;ya  Kürdistan demiyoruz diye bağıracaklar. Bu seferde bu hassas konuyu dolayacaklar dillerine. Hükümetin bu konuda çok dikkatli olması gerekiyor bence.

Birde açılışta okunan İstiklal Marşı&amp;#8217;mızın yarısının  Kürtçe olarak okunması bana çok dokundu. İçime sindiremedim doğrusu.

Sayın Başbakanımızın de kimlikleri sayarken Türkçe&amp;#8217;yi üst kimliğimiz diyememesi bana çok dokunuyor.

Tabi öteki insanlarımız da bizim kardeşimiz, canımız, ciğerimiz. Bölücülük olmadığı sürece.

Kendi dillerini özgürce kullanmalarına tabi ki içtenlikle isteriz.

Önemli olan İstiklâl Marşı&amp;#8217;mızın özel olması. İstiklâl Marşımızın Tüm Türkiye&amp;#8217;yi sarması.

Ama İstiklâl Marşımızı, bu ülkenin var oluşunu dünyaya haykıran sözlerin daima Türkçe olarak kalması ve okunması için, üst kimliğin de Türk olmasında fayda var olduğuna kimsenin itirazı olmaması gerekir. Bölücülük yapacak gazetelerimiz şimdiden başladılar bile yalnızca bir dilden yayın yapmaya.

Devlet güçlerinin öldürdüğü örgüt militanlarına &amp;#8220; devlet sivilleri öldürmüştür,&amp;#8221;,

Dağdaki eşkıyalara, &amp;#8220;infaz edilmiş siviller&amp;#8221;, söylemlerini sivri dilleri ile söylüyorlar.

Devleti çökertmek için PKK&amp;#8217;yı besleyen, gençleri zehirleyen, uyuşturucu ticaretini sırtlayan iç hainlere de &amp;#8220;insan haklarını savunanlar&amp;#8221; diyerek lanse edenlere &amp;#8220;Demokratlaşmak isteyenler&amp;#8221; denildiği şu günlerde, Türkiye Cumhuriyeti&amp;#8217;nin Anayasasının da, devlet yazışmalarında Kürtçe yapılması gerektiğini savunacak, kendini Türk aydını ve yazarı diyerek meydanlara çıkacak olanlarda olacaktır. Uzun zaman sonra deyil. Kısa bir zaman sonra.

Çünkü bu değişimleri AB istiyor. ABD istiyor. Dikkatli olalım.


SOLDAKİ AYRIŞMA, SAĞDAKİ BÖLÜNME

Soldaki ayrışma AKP yi başımızdan atacağız diyenlerin ne kadar yanlış düşündüğünü gösterecek.

Benim azıcık aklım varsa, onlar da akıllarını başlarına alsınlar. Ayrılıklar daima düşmanlara yarar. Bu konu sağ kesim içinde önemli, öyle değil mi?


Yazar: NEVZAT SEÇEN&lt;/strong&gt;]]></description>
        <pubDate>Tue, 06 Jan 2009 13:39:35 +0200</pubDate>
        <category>Nevzat SEÇEN</category>
      </item>
      <item>
        <title>HOŞ GELDİN KRİZ...!</title>
        <link>http://www.sabanozum.com/readarticle.php?article_id=102</link>
        <guid>http://www.sabanozum.com/readarticle.php?article_id=102</guid>
        <description><![CDATA[&lt;strong&gt;&lt;img src='images/articles/nsecen.JPG' style='margin:5px' align='left' /&gt;GÜLE GÜLE ESKİ YIL&amp;#8230;!
HOŞ GELDİN KRİZ&amp;#8230;!

Hep böyle demez miyiz  Aralık ayının 30&amp;#8217;una geldiğimizde.
Güle güle eski yıl, hoş geldin yeni yıl.
Veyahut
Güle güle 2008, hoş geldin 2009.
Ama bu sene hoş geldin yeni yıl diyemeyeceğiz.
Bu sene &amp;#8220;Hoş Geldin Kriz&amp;#8221; diyeceğiz.
Yani;
Neden hoş geldin diyemeyeceğiz. Nedenleri çok tabi.
Birinci neden bence, 1915 yılında Osmanlı Devletinin yapması gereken elzem uygulamasına soy kırımı diyerek üzerimize yürüyenlerin, 2008 yılında Filistin&amp;#8217;de  İsrail&amp;#8217;in uyguladığı soy kırımına dur dememeleri.
ABD nin 2008 yılı içinde yapmış olduğu küçük dünya  devletleri üzerindeki baskı ve sonrasında ki yığınağı ve silaha yönelik (savaşa) harcamaları kendi içlerinde krize dönüştürdü ve adına GLBAL kriz denmesi.
Memura, emekliye verilen yıl içindeki %12 lik maaş artışının %70 lere varan bir tokatla geri alınması.
Yeni yıl dediğimiz yılın ilk ayında yine memura verilecek %4 lük zammın, sözleşmeliye verilen %12&amp;#8217;lik zammın yapılan yeni zam furyası ve vergi furyaları ile geri çağrılması.
Ülke insanının elindeki işin alınması, dükkanların kapanması, devletin devlet baba  rolünü iyi oynayarak insanların ayaklarına kadar ihtiyaçlarını götürmesi ve dolayısı halkı dilenci durumuna getirilmesi.
Bir taraftan yeni az sayıda milyonerler türetilirken, yetmiş milyonluk bir alt gelir grubunun yaratılması.
Modernleştik, temiz hava soluyacağız diyerek, vatandaşın cebinden yeni paraları şirketlere aktattırılıp doğal gazla ısının deyip, kara kışta vatandaşa evlerde dans ettirilmesi.
Televizyon kanallarında yardım bahanesi ise paralı seyircilerin oluşturulduğu çöpçatanlık müessesesinin oluşturulması.
Mahalle baskılarının parasal yollarla oluşturulup,aş, iş vaatleri ile vatandaşların tekrar partili holigonlaştırılması.
Yıllarca  savunulan nasırlaşmış görüşlerin terk edilerek artık doğruları görüyoruz mantığı ile
Milliyetçilerin solcu, solcuların milliyetçi çizgilerde koşuşturmaları. 
Çankaya&amp;#8217;nın tarafsız devlet başlılığından taraf olma saflarını şıklaştırması.
Kılıçtaroğlu&amp;#8217;nun  tek başına AKP oylarını %47 lerde %30&amp;#8217;lara düşürmesi.
Bankaların imtiyazlı kişilere kapılarını açarak, milli servetin 50, 60 milyar dolarını bu sermayedarlara soygun ve vurgun olarak aktarılması ve acısının halktan vergilere ek vergiler yüklenerek çıkarılması.
Belediye encümen üyelerinin dahi sayılamayacak paralara ve mala kavuşması, başkan, başkan yardımcısı ve encümen üyeleri şirketlerinin mantar gibi çoğalması.
Memleketin çeşitli kademelerinde yapılan yolsuzluk ve hırsızlıkların hükümeti kullanarak yapılması.
Kurak geçen mevsimlerde dahi sel baskını yaşanmış gibi raporlar düzenlenerek, milyonlarca vatandaştan alınan vergilerin usulsüz olarak harcanması.
Devletin tepesinde küskünlerin oluşması, yargının ikiye bölünmesi
Ve son olarak evlerin kullandığı elektriğe  yüzde 1.18 zam yapılarak, doğalgazdan kaçan vatandaşın elektriğe yakalanması.
Dahası mı&amp;#8230;
Saymakla bitirilemeyecek kadar çok.
Ermeni meseleleri,
AB sorunları.
ABD baskıları.
PKK sorunları.
Ergenekon soruşturmaları.
Rı rı rı&amp;#8230;&amp;#8230;&amp;#8230;.
Ayrıca yeni yılda vatandaşın kamburuna eklenecek yeni zam kamburları.
Güle güle eski yıl&amp;#8230;!
Hoş geldin kriz&amp;#8230;!   


Nevzat Seçen
&lt;/strong&gt;]]></description>
        <pubDate>Wed, 31 Dec 2008 09:32:44 +0200</pubDate>
        <category>Nevzat SEÇEN</category>
      </item>
      <item>
        <title>GÜNÜN YORUMU</title>
        <link>http://www.sabanozum.com/readarticle.php?article_id=101</link>
        <guid>http://www.sabanozum.com/readarticle.php?article_id=101</guid>
        <description><![CDATA[&lt;strong&gt;&lt;img src='images/articles/nsecen.JPG' style='margin:5px' align='left' /&gt;GÜNÜN YORUMU

Dün milyonlarca insanı ilgilendiren bir karar alındı.
Hükümet yetkilileri ile işci temsilcilerini bir araya getiren toplantıdan TÜRK-İŞ yetkililerinin pretosto ederek  çıkmalarına rağmen, karar öğleden sonra alındı. Asgari ücret, 16 yaşından büyükler için 1 Ocak&amp;#8217;tan itibaren net 527,13 YTL oldu. 
Buna göre ilk altı ay için yüzde 4.3, ikinci altı ay için de yüzde 4.1 zam yapılacak. Zamlardan sonra asgari ücret brüt ve net tutarları aşağıdaki tablodaki gibi olacaktır.16 yaş üzerindekiler için  birinci dönem bürüt  ücret  660 YTL, net ise 527 YTL olacaktır.
2009 Yılı Araba vergileri de belli oldu.
Memura , işçiye yapılan %4 lük zamlar üçe katlanarak arabaların vergileriyle beraber geri alındı.
Araçlardan alınacak yıllık vergiyi unuttu sandığımız hükümet, demekki unutmamış. Ne kadar artış yapayım diye kara kara düşünmüş.
Düşünmüş, taşınmış ve karar vermiş.
Uygulayacağı vergi eğer %4 ün altında olursa &amp;#8220;benim vatandaşım parayı bulunca şımarır&amp;#8221; mantığını devreye sokmuş.
Nasıl olsa %4 nün üzerinde bir artış yapacağım, bu da %8 olmuş, ha %12 olmuş hiç fark etmez diyen hükümet;
&amp;#8220;Benim halkım bilir , bulur, verir&amp;#8221; diyerek %12 zamda karar kılmış.
Arabaların yıllık vergilerine gelen zam karşısında neler hissettiklerini sorduğum vatandaşlardan aldığım cevap da gayet açık.
&amp;#8220;Vatandaş zaten vatandaşlık görevini seve seve yapmak istiyor da gel gelelim, gözü kör olsun şu parasızlığın&amp;#8221; diyor ve devam ediyor.
&amp;#8220;Yahu,devlete karşı valla ayıp ediyoruz. Görevimiz olan vergiyi ödeyemediğimiz için eziklik içindeyiz. Şu artış hiç olmazsa % 4 olsaydı bari. Hiç olmazsa günde dört ekmek yerine iki ekmek yer, ne yapar, ne yapar bu vergimizi öderdik.&amp;#8221; Diyor, benim azim milletimin aziz vatandaşları.
Valla bizden bilgilendirmek.
Artık iki ekmek az mı yer, bir torba kömür az mı yakar bilemiyorum.
Bir yazarın dediği gibi.
&amp;#8220;Millet tel tel mi dökülüyor, yoksa pul pul mu dökülüyor&amp;#8221; onu da bir bilene sormalı.
Benim bildiğim bir şey varsa, millette dökülecek bit bile kalmadığı.
Gerisini varın siz düşünün. 


Nevzat Seçen&lt;/strong&gt;]]></description>
        <pubDate>Fri, 26 Dec 2008 14:16:02 +0200</pubDate>
        <category>Nevzat SEÇEN</category>
      </item>
      <item>
        <title>ŞU ÖZÜR KAMPANYASI</title>
        <link>http://www.sabanozum.com/readarticle.php?article_id=100</link>
        <guid>http://www.sabanozum.com/readarticle.php?article_id=100</guid>
        <description><![CDATA[&lt;img src='images/articles/nsecen.JPG' style='margin:5px' align='left' /&gt;&lt;strong&gt;ŞU ÖZÜR KAMPANYASI&amp;#8230;

         Şu özür kampanyası&amp;#8230;
         Hani, aydınız diyerek bir takım Donkişot&amp;#8217;luğa soyunan aydınlarımızın başlatmış oldukları özür kampanyası var ya. İşte bu konuda çok şeyler yazıldı, çizildi.
        Halen de yazılıyor.
        Ben de, bakalım Türkiye&amp;#8217;nin diğer yerlerinde neler oluyor diye, bu gün işi gücü bırakıp internette gezindim.
        Türkiye&amp;#8217;nin çeşitli bölgelerinde yayınlanan gazeteleri, köşe yazarlarını okudum.
        İşte  sonuç.
        Kısa başlıklarla aldığım açıklamaları siz sevgili okurlarımla paylaşmak ihtiyacını duydum.
       *CHP İstanbul Milletvekili Şükrü Elekdağ, CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman&amp;#8217;ın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül&amp;#8217;ün annesinin Ermeni kökenli olduğuna ilişkin iddiasıyla ilgili olarak, &amp;#8220;Ben, birisinden özür dilemek istiyorum. Bu özür dileyeceğim kişi de bir hanımefendidir, bir annedir. O da Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül&amp;#8217;ün annesidir&amp;#8221; dedi
        *Erciyas Ünv.Rektör Yardımcısı. Prof. Dr. Hülafü, &quot;Bu kampanyayı da ismimizin oraya konmasını da şiddetle kınıyoruz. Bunun bir kepazelik olduğunu söylemek istiyorum&quot;
        *Rize Bağımsız Milletvekili, eski dışişleri bakanı ve başbakanlardan Mesut Yılmaz, Ermeniler'den özür dileme kampanyasının, Türkiye Cumhuriyeti için &quot;yargısız infaz&quot; olduğunu söyledi.
  &quot;Türk milletinin özür dileyecek bir meselesi yoktur. Özür dilemek tarihimize leke sürmektir, biz bu lekeyi tarihimize sürdürmeyeceğiz.
        *Arslan Bayır. Alanya Haber Yazarı.;
         Fransa asalayı korudu mu, korumadı mı? Bunu bizim aklı evvel imzacılarımız unutmuşlar galiba? İstiyorlarsa onlar özür dilesinler. Ama Türk ulusu özür dilemez. Çünkü özür dilenecek bir şey yoktur.

4 Türk aydını, Cengiz Aktar Ali Bayramoğlu, Ahmet İnsel ve Baskın Oran&amp;#8217;ın başını çektiği imza kampanyasını hafta boyu Fransa&amp;#8217;ya yansıttı. İlginç olan konuyu neredeyse her gün bir başka gazetenin ele almasıydı. Ancak hiç biri en basit bir gazetecilik ilkesine yaraşır bir yaklaşımla haberin &amp;#8216;devamı&amp;#8217;nı getirmedi. Günlerin akışı içersinde farklı kaynaklar gelişmeyi özetledi. Yani olayı tam olarak anlamaları için bütün Fransızlar her gün bütün gazeteleri okumaları gerekiyordu. Fransız basını, iki cümleli metinle 1915 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu içersinde Ermeni azınlık etrafında yaşananları &amp;#8220;Büyük Felaket&amp;#8221; niteleyip, Ermeni kardeşlerinden özür dileyen katılımcılara ve gösterilen tepkilere kısmen yer verip, girişimin Türkiye için kendi tarihiyle yüzleşme yolunda ciddi siyasi bir ilerleme olduğunu savunuyordu.&amp;#8221;&amp;#8221;
         *Salih Yuna-Yenişafak; &amp;#8220;Ermenilerden &amp;#8220;özür diliyorum&amp;#8221; kampanyasına imza koyan      
         Yavuz Bingöl'den özür dileyen Maral Taşcıyan, kırık dökük Türkçesiyle meramını anlatmaya çalışıyordu. 
         Hulasa, bizden özür dileyenlerden, biz de özür diliyoruz demeye getiriyordu. &amp;#8220;
        *Orhan Karaoğlu-Antalya; &amp;#8220;Kendilerine &amp;#8220;aydın(!)&amp;#8221; diyen bir grup insan 15 Aralık&amp;#8217;tan itibaren bir imza kampanyası başlattılar. &amp;#8220;Kuşku edilmemek gerekir ki, Ermeni kırımı üzerine söylenen sözler gerçeğe uygun değildi.&amp;#8221;
        *İsmail Hakkı Acar, Sivas yazarı;
        &amp;#8220;Aydın&amp;#8221; diyen yobazlar, Ermeni soykırımı yaptığımızdan dolayı özür dilemekteler. Bre izansız, bre insafsız, bre bilgisiz! Sen önce tarihini oku da işin aslını öğren bir kere&amp;#8230;  Bu gün de bunların arkasında ABD, Avrupa ve Hıristiyan alemi vardır. Ama &amp;#8220;Bunlar, bu rüzgarı niçin estiriyorlar?&amp;#8221; diye düşünmemiz gerekir.
        *Yeni Mesaj Gazetesi, Aziz Karaca;
         &amp;#8220;Erzurum&amp;#8217;da Aziziye Tabyalarının harabeye dönmüş duvarlarını seyrediyorum, 1877&amp;#8211;78 Tabya baskınının Ermenilerin kılavuzluğunda gerçekleştiğini ve yüzlerce vatan evladının uykuda iken hançerlendiğini biliyorum ve &amp;#8220;özürcü aymazları&amp;#8221; o şehitlerimizin ruhaniyetine havale ediyorum.&amp;#8221;
         Soner Yalçın Hürriyet;
         &amp;#8220;Türk soykırımı için özür dileyen Fransız solcu lider öldürüldü. 93 Harbinde Osmanlının bir karış toprağının yiyip  gitmemesi için koşa koşa ölüme giden Ermeni  taburundan neden kimse bahsetmez. Ortak paydamız yerine iki halkı birbirine düşman edecek meselenin üzeri neden hep kaşınmaktadır.
         *Can Ataklı; &amp;#8220;Özür dilemenin sonu: Tazminat ve toprak. Koca bir ulusun, özür dilemesi için herhalde çok geçerli kanıt ve belgelere ihtiyaç vardır. Bu nedenle özür dileyen kesim metne en azından hangi tarihi belge ve kanıta dayandığını koymak zorundadır. Ama hepimiz biliyoruz ki, bu konuda kesin ve tam olarak itibar edilecek bir belge, bilgi, kanıt yok.&amp;#8221;

        *Turgut Özakman;&amp;#8221; son günlerde Ermenilerden özür dilenmesi gerektiğini dile getirenlere son derece sert çıkarak, &quot;Siz bu ülkenin hangi şartlarda ve ne bedeller ödeyerek bağımsızlığını kazandığını biliyor musunuz ?&amp;#8221;
         *Ruhat Mengi-Vatan; &amp;#8220;Ayşe Kulin ise imza atmak için bir şart öne sürmüş &amp;#8220;Ermeniler de önce camilere doldurarak yaktıkları, kafalarını kestikleri Müslüman Türkler ve Kürtler için, 1960&amp;#8217;lı yıllarda öldürmeye başladıkları Türk diplomatları ve aileleri için, Sırplar, Hırvatlar, Bulgarlar ve Yunanlılar Balkan savaşı sonrasında Balkanlarda katledilen yüz binlerce Osmanlı için, Ruslar Kafkaslarda sürgün ve tehcirlerde mezalime uğrayan, can veren Kafkasya halkı, Çerkezler ve Kırım Türkleri için özür dilerse ben de Ermenilerden özür dilerim.&amp;#8221;
         * Muhsin Akıl, Trakya net Haber; &amp;#8220;Daha da açıkçası &amp;#8220;Ermenilerden Özür Dileme Kampanyası&amp;#8221; bu millete yapılan en büyük şerefsizliktir! Bu milletin şerefiyle oynuyorlar! İçinde yaşadıkları kendi devletlerinin ve içinde yaşadıkları kendi toplumlarının kuyusunu kazıyorlar!&amp;#8221;
        *-Sırrı Yüksel Cebeci; &amp;#8220;Bravo Garo Mafyan&amp;#8217;a
         &amp;#8220;Düşünülmeden atılan her gayretkeş adım, altından kalkılamayacak sonuçlar doğurabilir. Ben bu bayrağın altında yaşıyorum&amp;#8221; diyerek, Ermenilerden özür dileme kampanyasına katılmayı reddeden Ermeni asıllı Türk bestecisi Garo Mafyan kadar bile yürekli, gerçekçi ve yurtsever olamayanlar, bu gidişle, bu ülkenin başına daha çoook iş açarlar.&amp;#8221;
        *Yücel Kemendi, Hakimiyet Gazetesi; &amp;#8220;Bu özürcüler kimler, Ya bu vatanın gerçek evladı değiller, Yada tarihten habersiz cahilce yapıyorlar,  Yada belirli gurupların satın aldığı zavallılar. İşte aklıma gelen üç insan tipi. Bunların kararını okurlarımın en iyi şekilde vereceğini düşünüyorum.&amp;#8221;
         NTV; &amp;#8220;Türkiye&amp;#8217;de bir grubun, 1915 olayları için Ermeniler&amp;#8217;den özür dileme kampanyası, Amerikalı Ermeniler arasında da yankı buldu. 
NTV-MSNBC'de Ümit Enginsoy'un haberine göre; &amp;#8220; Amerika Ermeni Asamblesi adlı kuruluş, Türkiye&amp;#8217;de bir grubun 1915 olayları için Ermeniler&amp;#8217;den özür dileme kampanyasına başlamasını, Türkiye&amp;#8217;nin soykırım geçmişiyle yüzleşmesi sürecinin ilk adımı olarak nitelendirdi.&amp;#8221;
Son söz ise bu ülkenin var olmasını sağlayan, koruyan kollayan büyük Türk Silahlı Kuvvetlerinin. Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, ''Ermenilerden özür dileme kampanyası'' ile ilgili, ''Bizim burada görüşümüz, yapılanları kesinlikle doğru bulmuyoruz. Özür dileme yanlış olduğu kadar zarar verici sonuçlar da doğurabilecek bir davranıştır'' dedi.
İşte sevgili okurlarım. Yurdun çeşitli yerlerinden ve TSK lerimizden yapılan açıklamalar. Değerlendirilmesi ise siz sevgili okurlarımızındır. 

Saygılarımla. 

Nevzat Seçen



&lt;/strong&gt;]]></description>
        <pubDate>Fri, 26 Dec 2008 08:29:21 +0200</pubDate>
        <category>Nevzat SEÇEN</category>
      </item>
      <item>
        <title>ÖNCE YÖNETENLER EĞİTİLSİN</title>
        <link>http://www.sabanozum.com/readarticle.php?article_id=99</link>
        <guid>http://www.sabanozum.com/readarticle.php?article_id=99</guid>
        <description><![CDATA[&lt;img src='images/articles/nsecen.JPG' style='margin:5px' align='left' /&gt;&lt;strong&gt;ÖNCE YÖNETENLER EĞİTİLSİN

Futbol karşılaşmalarında maç. izlemeye giden seyircilere &amp;#8220;neden maça gidiyorsunuz?&amp;#8221; sorusu sorulduğunda alınan cevap ilginç.
&amp;#8220;Stres atmaya gidiyoruz.&amp;#8221;
&amp;#8220;Bir haftanın yorgunluğunu şu kısacık  doksan dakikada atıyoruz Abi&amp;#8230;&amp;#8221;Bir haftanın yorgunluğu bir doksan dakikaya sığdırılıyor.
&amp;#8220;Yazıyoruz, çiziyoruz kadınlarımızı maçlara götüremiyoruz&amp;#8221; diyen yazarlarımız, kadınlarımızın neden gidemediklerini de belirtiyorlar.
Sahaya çıkan 22 sporcu  elbette kazanmak için  çıkıyorlar.
Kendilerini profesyonelliğe adamış topçuların görevi iyi oynamak ve beğenilmek.
Yöneten hakem ise, görevlendirildiği görevi tam manası ile adam gibi yönetecek ki, o da bir sonraki haftalarda görev alabilsin.
Takımın başında bulunan teknik direktör de takımını iyi yönetecek ki, sözleşmesini tekrar yenileyebilsin.
Anlayacağımız 22 kişide, hakem de tenkit direktör de bu işten ekmek yiyorlar.
Bu hafta amatör küme  maçlarından birisine konuk oldum.
Aydın bölgesinde mücadele eden Söke Spor ve Davutlar Spor futbol karşılaşmasına.
Türbinlerde iki bin kadar seyirci var.
Protokol koltuklarında Söke Kaymakamı, Emniyet Müdürü, Davutlar Belediye Başkanı ve bazı resmi daire müdürleri.
Saha kenarında ve türbinlerde  neredeyse seyirci kara polis.
Saha içerisinde hazır bekleyen kalkanlı polis gurubu.
Sahaya adımım atar atmak gördüklerime inanamadım.
Aman Allah&amp;#8217;ım. Ben futbol seyretmeye mi geldim, yoksa teröristlerin yapacağı eylemi görmeye mi.
Maçın başlamasına az dakikalar kala, karşı takımın  seyircisi de açık türbinde yerini aldı.
Yanlarında saydığım kadarı ile on kişilik bir polis koruması.
Esas amacım başka olduğu için öncelikle yedek kulübelerinin yanlarında bekledim.
Acaba  maç oynanırken yedek kulübelerinde neler oluyordu.
Burada da bir aman Allah&amp;#8217;ım çekmek zorunda kaldım.
Yedek kulübesinde bulunan Teknik Direktör, antrenör ve çalıştırıcılar yaşanan her pozisyonun sonucunca hakemin, karşı sporcunun tüm sülalesini okuyordu.
Takımlar gol atamadığı için türbinlerde hareket  yoktu.
Dakikalar 16&amp;#8217;yı gösterdiğinde konuk takımın attığı bir gol, hem türbinleri, hem de yedek kulübesini hareketlendirdi.
Seyircilerden çok yedek kulübesinin ağızlarından çıkanları yazsan destan olurdu her halde.
Aynı görüntüyü  büyük kulüplerimizde de görmekteyiz.
İşte Galatasaray-Beşiktaş maçı.
Seyirci yapsa (seyirci, yapsın denemez) belki ama, bir yöneticinin hakeme bu kadar çirkin  sözle saldırıda bulunması affedilemez tabi ki.
Maçı yöneten  Hakem Cüneyt Çakır&amp;#8217;ın yaptıkları ilgili spor yazarları tarafından eleştirilebilirdi ama, yenik takımın yöneticiden küfürlü protesto  yememeliydi.
Bir takımın yönetici küfürbaz, teknik direktörü küfürbaz, menajeri küfürbaz olursa seyirciye söz söylemeye hakları olur mu?
Bence önce yöneticilerin eğitilmesi gerekir. Sonra kadınlarımız maçlara alınları ak olarak giderler.
Büyük Atatürk&amp;#8217;ün dediği gibi; &amp;#8220;Ben sporcunun zeki ve ahlaklısını severim.&amp;#8221;



OLMADI SAYIN VEKİLİM
Siyaset yapılacaksa, yasalar içerisinde ve kişilik haklarına saygı  çerçevesinde yapılması gerektiğini aylar öncesinden,gerek Cumhurbaşkanlığı seçiminde, gerekse genel seçimler sırasında yazmıştık.
Çumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül&amp;#8217;ün adaylığına karşı çıkanlar şimdi çareyi kişinin özeline saldırmakta buluyorlar.
Sonuç; Çankaya Köşkü yapılan iddialar sonucunda gerekli açıklamayı yaptı ve ilgili vekil hakkında tazminat davası açtı.
Sayın Gül&amp;#8217;ün ne olduğu açıklamasına gelesiye kadar meclis içinde Ermenilere hizmet veren, eşleri ecnebi olan hiç mi vekil yok?
Eşi yabancı olan hiç mi bakan olmadı bu ülkede.
Biraz da onları araştırıp biz vatandaşlarınıza bilgi verseniz size minnettar kalmaz mıyız.
İşte gördünüz, açıklamalarınıza  herkes yanlış diyor, bende. Hemde tam bu aşamada.
Vekilin gerekçesi sayın Gül&amp;#8217;ün ,Ermeni meselesini desteklediği görüşü.
Düşünebiliyor musunuz, bir devletin başının bir başka ülkenin ülküsünü desteklesin.
Eski değil, daha yeni.
Türkiye Büyük Millet Meclisi içerisinde  PKK yı savunan, Kürdistan sevdası ile tutuşan kişileri de kabul etmişti sayın Cumhurbaşkanı.
Peki Sayın Cumhurbaşkanı PKK&amp;#8217;lı mı idi?
Olmadı sayın vekilim, olmadı.
Yaptığınız iktidar mücadelenizi taktirle karşılarım ama, işte bu iddianız olmadı.
Hem baksanıza  kendi partinize.
Bir çırpıda alel acele 14 yıllık parti tüzüğünü değiştiriverdiler.
Padişahlığa karşı olan, demokrasiyi tam savunur bildiğimiz yılları partisi, tek adamlık dönemini başlatıverdi.
Biz aslında sizden bunun mücadelesini beklerdik, sayın Öymen  ve arkadaşları gibi.
Artık Atatürk&amp;#8217;ün partisi,  MYK üyelerini parti meclisi içersinden genel başkanın seçmesine izi verdi.. Genel Başkan ve Genel Sekreter haricinde kalan 13 üye ayrı ayrı konulardan sorumlu genel başkan yardımcısı sıfatlarını taşıyacaklar. Aynı şekilde İl ve İlçe başkanlarına da tüm görevlileri atama ve azletme yetkisi verildi. Asıl bu tüzük değişikliği CHP'yi tam bir 'Tek adamlar' partisi haline getirmiş oldu.. Üyeleri, delegeleri, İl ve İlçe başkanları belirleyecek... Onlarda genel başkanı seçecek... Bu yapıdaki bir partide Baykal'ın karşısına aday olabilmek için 250 delege oyu istenecek... 
İşte sevgili vekilim, tüm yetkileri Genel Başkana ve onun atadığı başkanlara verdiniz. Osmanlı devleti yeniden mi doğuyor ne? 


Nevzat Seçen

&lt;/strong&gt;]]></description>
        <pubDate>Tue, 23 Dec 2008 17:02:31 +0200</pubDate>
        <category>Nevzat SEÇEN</category>
      </item>
      <item>
        <title>NEDEN ,KİMDEN ÖZÜR DİLEYECEĞİZ Kİ?</title>
        <link>http://www.sabanozum.com/readarticle.php?article_id=98</link>
        <guid>http://www.sabanozum.com/readarticle.php?article_id=98</guid>
        <description><![CDATA[&lt;img src='images/articles/nsecen.JPG' style='margin:5px' align='left' /&gt;&lt;strong&gt;NEDEN ,KİMDEN ÖZÜR DİLEYECEĞİZ Kİ?
Bazı kendini aydın, gazeteci ve yazar diye tanımlayan  amma ne yaptıklarını kendileri dahi bilmeyenler yediden yetmişe bu vata na sahip çıkan 70 milyonu  ayağa kaldırdı.
İnternetlerde  mesajlar dolaşıyor.
Özür dilemiyoruz?
Neden özür dileyecekmişiz?
Kim kimden özür diletecek? Gibi mesajlar Türk&amp;#8217;ün tepkisini en iyi bir şekildi gösteriyor.
Eğer özür dileyecek millet varsa o da Ermeniler, İngilizler, Fransızlar, Almanlar ve Araplardır.
Çünkü esas katliamı yapanlar onlardır.
İşte en bariz örneği.
Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kısmı da Mısır'ın İskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı'na hapsedildi. 
Kampın tam adı, 'Seydibeşsir Kuveysna Osmanlı Useray-i Harbiye Kampı' idi. Bu kampta, 1918'de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tümen'in 48. Alayı'na bağlı Osmanlı askerleri tutuluyordu. 
12 Haziran 1920'ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, ağır hakaret ve aşağılamaya maruz kaldılar. 
Bu insanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi... 
Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan, yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kampların İngiliz komutanları, azılı Türk düşmanı kesilmişlerdi. Savaş bitmişti. Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, İngilizlerin işine gelmiyordu. Çünkü, olası yeni bir savaşta, bu askerlerin yeniden karşılarına çıkabilecekleri, Ermeniler tarafından, İngilizlerin beyinlerine işlenmişti. 
 
&lt;img src='images/articles/askerler.jpeg' style='margin:5px' align='left' /&gt;

Çözüm toplu katliamdı... Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak suya normalin çok üzerinde krizol maddesi katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyorlardı. Ancak İngiliz askerleri dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarına izin vermiyorlardı. Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi. Ancak bu kez İngilizler havaya ateş etmeye başladı. Askerlerimiz, ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan kaldıran artık göremiyordu. Çünkü gözler yanmıştı... 

Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi ve 15 bin askerimiz kör oldu. Bu vahşet, 25 Mayıs 1921 tarihinde TBMM'de görüşüldü. Milletvekilleri Faik ve Şeref beyler bir önerge vererek, Mısır'da esirlerin krizol banyosuna sokularak 15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini, bunun faili olan İngiliz tabip, garnizon komutanı ve askerlerinin cezalandırılması için TBMM'nin teşebbüse geçmesini istediler. 

Tabi ki yeni kurulan devletin bin türlü sorunu vardı. Bu hesap sorma işi de unutuldu gitti. 
Ama onlar unutmuyorlar... 
Kendi ihanetlerini bile soykırım ambalajına sarıp, dünya kamuoyuna sunuyorlar. En üzücü olanı da malum birilerinin, bu karalama kampanyalarına çanak tutması... 

Ermeniler soykırım yapıldı diye dünyayı ayağa kaldırıyor ,bizim aydınlarımızın tarihimizden haberleri yok. Kendilerine &amp;#8220;Türk müsünüz &amp;#8220;sorusu sorulduğunda &amp;#8220;evet diyorlar. Eğer onlar Türk&amp;#8217;se bizim  kendimizden şüphe duymamız gerekiyor.  Bu nasıl bir vahşet..15.000 askerimizi kör ettiler..Yazıklar olsun yapana yazıklar olsun bu olayın peşine düşmeyenlere&amp;#8230;Yazıklar olsun size aydın diyen dillerimize. Yazıklar olsun sizin gibi aydınlara. O gün bu kahramanların  haklarını aramadınız, arayamadınız. Peki şimdi size engel olan kim..?  Neden dedelerinizin haklarını aramıyorsunuz? İsterseniz İngilizlerin, Ermenilerin, Fransızların, Almanların hatta Amerikalıların adına özür dileyin de görün neler olacağını. İlla bizde mi &amp;#8220;Ya Sev Ya Terk Et&amp;#8221; diyeceğiz, sokaklara döküleceğiz? 


Nevzat Seçen
 

&lt;/strong&gt;]]></description>
        <pubDate>Sat, 20 Dec 2008 09:01:07 +0200</pubDate>
        <category>Nevzat SEÇEN</category>
      </item>
      <item>
        <title>Kriz AKP&#39;yide Vurdu</title>
        <link>http://www.sabanozum.com/readarticle.php?article_id=97</link>
        <guid>http://www.sabanozum.com/readarticle.php?article_id=97</guid>
        <description><![CDATA[&lt;img src='images/articles/nsecen.JPG' style='margin:5px' align='left' /&gt;&lt;strong&gt;KRİZ AKP&amp;#8217;DE VURDU

%47 oy alarak tek başına iktidara geldikten sonra&amp;#8221; durmak yok, yola devam&amp;#8221; diyen AKP&amp;#8217;yi de kriz vurdu.
%47 &amp;#8216;lerden ilk seçimlerde %60 şarta gündeme  oturacaklarını ve sandıkları sarsacaklarını iddia eden AKP yetkilileri, dünyayı vuran Global krizin etkisinde kaldılar, Temmuz sonu yaptıkları %60&amp;#8217;lık gelişmelerini %40&amp;#8217;lara kadar çektiler.
Nasıl çekilmesin ki,
Yapılan son ayarlamalar adı altında yapılan düzenlemelerle ve krizin de etkisi ile vatandaş tedirgin.
Çiftçi toprağını artık ekemeyecek duruma geldi.
Ege bölgesinde pamuk üretimi bitti.
Havanın azizliği sonucunda  yaşanan kuraklık zeytinciyi vurdu.
İç Anadolu&amp;#8217;daki hububat üretimi yarı yarıya düştü.
AB&amp;#8217;nin &amp;#8220;üretmeyeceksiniz, ihtiyaçlarınızı bizden alacaksınız&amp;#8221; tezi cuk diye oturdu.
Dünya finans sektörlerince Türkiye&amp;#8217;ye giren sıcak paralar suyunu çekti.
Fabrikalarda üretim durdu, kapanan kapanana.
Dünyaca ünlü SÖKTAŞ iplik fabrikası Hindistan&amp;#8217;a taşınıyor.
AKP kurmayları ne olmasını bekliyorlardı ki.
Dua etsinler  bu yerel seçimlerde beklentileri % 36, 38 e düşmedin.
İş böyle olursa,  Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım&amp;#8217;ın dediği gibi, AKP&amp;#8217;nin yıkımı olur.
AKP nin bu düşüşünde tabi ki CHP nin usulsüzlük ve  yolsuzluk suçlamaları ile gündemi işgal etmeleri vatandaşın aklını iyice karıştırmıştır.
Tabi ki oy oranının düşmesinde önemli etken olmuştur.
Tabi burada madalyonun ters tarafına da bakmak gerekiyor.
CHP  yapmış olduğu yeni açılımları ile ve de gündemi oyaladığı yolsuzluk suçlamaları ile puan mı kazandı.
Bence hayır.
Kriz AKP yi vurdu amma, türban açılımı da CHP yi vurmuş ve vurmaya devam etmektedir.
Araştırma kurumlarının ve partilerin yapmış oldukları anketler bunu söylüyor.
Anlayacağımız bu yerel seçimlerde karasız vatandaşlarımız kim daha çok etkilerse, zafer de o partinin olacaktır.
YASTIK ALTINI DA GETİRİN&amp;#8230;
Maliye Bakanı Sayın Unakıtan şimdide gözünü yastık altında bulunan, dar gelirlinin  oğluna düğün parası, kızına ceyiz olur dediği, dar günde imdadıma yetişir diye sakladığı üç beş bileziğe göz dikmiş.
Bu gün haberlerde duydum. 
Sayın Unakıtan &amp;#8220; Yastık altında saklananlar yatırıma getirilsin&amp;#8221; dedim.
Bir zamanlar da aynı tekerlemeleri başkaları yapmışlardı da, inanmıştık.
Yıl 2000 idi.
Yönetenlerin bu sözüne kanmıştık.
Elimizde avucumuzda olan  birkaç lirayı borsada yatırıma yatırmıştık.
Hatta emekli olduğumda devletin 26 yıllık emeğimin sonun da verdiği 6 milyar  lirayı da. 
Sonuç, kos koca bir  fiyasko.
Memlekete getirilen sıcak, sım sıcak denen paralar bir dalı borsaya, pir daldılar.
Yatırıma dönüştüreceğimizi zannettiğimiz yastık altımız uçtu gitti. Bırakın yastık, neredeyse yorganlarımızda gidecekti.
O zaman sermayeler yeşillenmemişti. Biraz bozca idi. Bizim yastık altımızı onlar yediler.
Şimdi yeşillendi.
Yatıralım da birazcıkta onlar yesinler.



SIRA KÜRTÇE YAYINDA AMA&amp;#8230;

Hükümetin almış olduğu yeni karara göre, ocak ayından itibaren Kırmanca ve  Zazaca yayın yapılacak
TRT kurumunca  yayına hazırlanan TV kanalı 24 saat yayın yapacakmış.
Ancak bu televizyonda spikerlik yapacak elemanlar aranıyormuş.
Bu elemanlar arasında yıllarda Kürdistan TV&amp;#8217;nin sözcülüğünü yapan ŞİVAN&amp;#8217;a teklif götürülmüş.
Tabi Şivan   teklifi kabul etmemiş.
Eğer Şivan teklife kabul ederse, nasıl Kürdistan olgusunu savunacak ki.
Adam yıllarca Güneydoğu&amp;#8217;da kurulacak Kürdistan için şarkı sözleri yazmış, şarkılar söylemiş.
Hem  adamlar isterler mi ki, şu anda görev yaptıkları ve Avrupalı Türkiye dostları tarafından desteklenen TV kanallarında boy gösterirken, karşılarına bir rakip, TRT ye bağlı bir kanalın çıkmasını.
BESLİYORUZ KARGALARI UYUYORLAR GÖZÜMÜZÜ
Ermeni soykırımı iddialarının ardı arkası kesilmemişken, Fransa&amp;#8217;nın soykırımı kararından tam vaz geçmişken, bizde aydın geçinenler kime oynuyorlar.
Hatta bu aydın geçinen insanların içinde gecede milyarlar vuran sanatçılarında bulunması üzüyor insanları.
Bu aydınlar acaba ermeni lobilerinden kaç para aldılar da onların davulunu çalıyorlar. Yazıklar olsun. Besliyoruz kargaları, oyuyorlar gözümüzü.

HADİ YAZALIM

Yerel gazete sütunlarını karınca kararınca, aklımızın yettiği kadar işgal edip bir şeyler yazmaya çalışıyoruz.
Allah razı olsun ki, a dan z ye yöneticilerimizden, her gün yazacak doneler bulabiliyoruz.
Ancak, yazdıklarımızı beğenenler, beğenmeyenler olabileceğinden, gerek eleştirilere, gerek se övgülere ihtiyacımız olmaktadır.
Biz yazarlar olarak okuyucularımızın bu  ellerine ihtiyacımız var.
Yaklaşan yerel seçimlerde gerek belediye başkan adayları, gerek il ve belediye meclis üyeleri ve muhtar adayları belli olmaya başlamıştır.
Her ne kadar yaptığımız  araştırmalar ve değerlendirmeler sonucunda görüşlerimizi belirtsek te,siz okuyucularımızdan yerelde bulunan adaylarınız hakkındaki düşünce ve görüşlerinizi alıp yayınlamak isteriz.
Okuyucularımız acaba nasıl bir yönetim istiyorlar, seçecekleri belediye başkanının nasıl olmasını istiyorlar, mahalle muhtarların dan neler istiyorlar, bu konulardaki görüş ve düşüncelerini    seczat0376@hotmail.com adresine gönderirlerse  yayınlama ve fikirlerimizi paylaşma  fırsatını yakalamış olacağız.
Gelin düşüncelerinizi bizimle paylaşın ve iyi bir yönetenimizi beraberce seçelim.


Nevzat Seçen
&lt;/strong&gt;]]></description>
        <pubDate>Thu, 18 Dec 2008 11:40:56 +0200</pubDate>
        <category>Nevzat SEÇEN</category>
      </item>
      <item>
        <title>BİZİM SİLAHIMIZ DA SUSMAK</title>
        <link>http://www.sabanozum.com/readarticle.php?article_id=96</link>
        <guid>http://www.sabanozum.com/readarticle.php?article_id=96</guid>
        <description><![CDATA[&lt;strong&gt;&lt;img src='images/articles/nsecen.JPG' style='margin:5px' align='left' /&gt;BİZİM SİLAHIMIZ DA SUSMAK  

&amp;#8220;Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak.
Halbuki,
biz sussak, tarih susmayacak...
Tarih sussa, hakikat susmayacak.
Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak.
Halbuki,
bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar,
vicdan azabından kurtulsalar,
tarihin azabından kurtulamayacaklar.
Tarihin azabından kurtulsalar, 
Tanrı&amp;#8217;nın gazabından kurtulamayacaklar.&amp;#8221;

İşte böyle diyor Sezai Karakoç.
Bende diyorum ki;
Sustuk da ne oldu,
Kadir kıymet mi bildiler.
Sustuk da onlar sustu mu?
Batırdılar kollarını omuzlarına kadar,
Bal çanağına, tüm sülalece.
Biz sustuk, sustukça onlar yediler.
Biz kurtulamadık ki;
Kurtuldum derken tam,
Ensemizden yakaladılar.
Yoldular da yoldular,
Tarih bizi unutmadı amma,
Onlar kendini unutturuyorlar.
Ama Yunanistan&amp;#8217;da gençlik, halkın  %20 si durmuyor, susmuyor.
Yunanistan&amp;#8217;da gençlik hareketi durmuyor.
16 yaşındaki genç vuruldu diye yağmalanmadık dükkan, kundaklanmadık araba, yakılmadık , soyulmadık banka kalmadı.
Bu yetmiyormuş gibi televizyon stüdyosuna giren gençler, program spikerini al aşağı edip &amp;#8220;Bu olaylar, daha iyi bir gelecek isteyen düşük gelirli gençlerin yıllar süren mücadelesinin bir dışa vurumudur&quot; diyerek Yunan halkını savundular.
YUNANİSTAN&amp;#8217;da geçen cumartesi günü 15 yaşındaki gencin, polis tarafından vurularak öldürülmesiyle başlayan protesto eylemleri sürüyor. Yunan Öğrencisinin yaptığı ateşli konuşmayı belki bizdekiler heyecanla izlemişlerdir. Öğrenci olayları  yalnızca 16 yaşındaki öğrencinin öldürülmesine bağlamamış, bakın daha neler var sebeplerinin içinde. &amp;#8220;Bu olaylar, daha iyi bir gelecek isteyen düşük gelirli gençlerin yıllar süren mücadelesinin bir dışavurumudur. 16 yaşındaki öğrencinin öldürülmesi, ekonomik kriz, düşük maaşlar, kemer sıkma politikaları ve yüksek işsizlikten kaynaklanan memnuniyetsizliğimizi tetikledi. Önceliğimiz bu tehlikeli hükümetin düşmesi ve bu hükümeti destekleyen bütün politikacıların görevden ayrılmasıdır. Silahımız işgaller ve grevler olacaktır...&amp;#8221;
Yunanistan'da her ne kadar AB üyesi bir ülke olsa da halkın yüzde 20'si yoksulluk çizgisinin altında yaşıyor!..  Ama yunan hükümetinin patronlara verdiği kredilerin Yunan gençliğinin ne kadar kızdırdığını, gerçekleştirilen   olaylar açıkça anlatıyor.
Bizde neler oluyor?
Bakınız neler oluyor.
Değişik gazetelerin haberleri;
&amp;#8220;Beşiktaş Anadolu Lisesinde Cinayet.
Öğrencilerin sınıflarına girdikleri sırada meydana gelen olayın ardından, okul bahçesine çıkan öğrenciler uzun süre gözyaşı döktü. Edinilen bilgilere göre olay saat 08:30 sıralarında Beşiktaş Çırağan Caddesi üzerinde bulunan Beşiktaş Anadolu Lisesi'nin kantininde meydana geldi. İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından öğrencilerin sınıflarına gittikleri sırada meydana gelen olayda okulun kantincisi Erkan Uca (28), okula motosikletle gelen Soner Solgun tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Şüphelinin cinayeti işledikten sonra yine motosikletiyle olay yerinden hızla uzaklaştığı öğrenildi. Katil zanlısının Erkan Uca'nın işlettiği kantinde çalışan Çilem Solgun'un eşi olduğu, kadının bir süre önce işine son verildiği öğrenildi.&amp;#8221;
&amp;#8220;PKK sempatizanları dün yine İstanbul&amp;#8217;da araçları kundakladı&amp;#8221;.
&amp;#8220;Cumhurbaşkanı Gül&amp;#8217;den evvel onlar gitti Irak&amp;#8217;a&amp;#8221;
&amp;#8220;Van Milletvekili 10 yaşındaki çocukları böyle kandırdı&amp;#8221;
&amp;#8220;Hükümet herşey güllük gülistanlık dedi.&amp;#8221;
Bakan, &amp;#8220;Türk,iye&amp;#8217;nin fakirlik haritasını çıkaracağız&amp;#8221; dedi.
&amp;#8220;Dün yine 200 esnaf dükkan kapattı.&amp;#8221;
Gibi, gibi, gibi&amp;#8230;.
Yunanistan&amp;#8217;!da halkın %20 yoksulluk sınırında, bizde ise halkın %70!i yoksulluk içinde.
Sora nerede görülmüş bizde aç kaldık diye ellerinde bayraklarla sokağa dökülmek.
Nerede görülmüş yönetenlerimiz karşı gelmek.
Biz yürüsek yürüsek, &amp;#8220;Kahrolsun Komünizm, Kahrolsun Faşizm, Yaşasın 1 Mayıs, Susma, sustukça sıra sana gelecek&amp;#8221; diye yürür, bağırır, hatta hatta sırtımızdaki gömleği, ceketi bile  muhalefet olsun diye yakar, akşam eve kuzu gibi  yürür gideriz.
Yunanlıların silahı işgaller ve grevler olacakmış, bizim silahımızda susmak. 


Nevzat Seçen&lt;/strong&gt;]]></description>
        <pubDate>Tue, 16 Dec 2008 08:39:25 +0200</pubDate>
        <category>Nevzat SEÇEN</category>
      </item>
      <item>
        <title>HAYDİ MEYDANA</title>
        <link>http://www.sabanozum.com/readarticle.php?article_id=95</link>
        <guid>http://www.sabanozum.com/readarticle.php?article_id=95</guid>
        <description><![CDATA[&lt;img src='images/articles/nsecen.JPG' style='margin:5px' align='left' /&gt;&lt;strong&gt;HAYDİ MEYDANA

Siyaset renkleniyor.
Memurlar görevlerinden istifa ediyor, eski siyasetçiler meydanlarda dolaşmaya başladı.
Anlayacağımız meydanlara pehlivanlar çıkmaya başladı.
Yine çok tantanalı bir dört ay geçirteceğiz, çok&amp;#8230;
Vatandaşını beş yıldır unutanlar meydanlara çıkıp yalanlar üstüne yalanlar atacaklar, yeni çıkan siyasetçileri al aşağı etmek için ellerinden gelmedik entrikaları sahneye koyacaklar.
Meydanlara akademisyenlerden, öğretmenlerden, avukatlardan, artistlerden renkler serpiştirecek bu dört ay.
Bir yandan yeni aday adaylarının incelenmesi yapılırken kimden hangi belediyeyi kapabiliriz hesapları yapılıyor, binlerce liralık pazarlıklar ortaya koyuluyor.
Tabi bu arada küçük partiler de bizler ide iddialıyız diyorlar ama bir parti çatısı altında elemanlarına iş arıyorlar.
Aday adaylarından aranan özellikler kimliklerini ortaya çıkarıyor.
Onların ne zamandan belli o partinin teşkilatı içinde çalışıp emek verdiğine bakılmıyor artık.
Aday adayının öncelikle;
1-Parasına
2-İşine
3-Aile babası mı dır, değil mi dirine
4- Çağa ayak uydurabiliyor mu suna
Ve en sonuncusu da
GÜVENİLİR misi ne bakılıyor.
Güvenli olup olmadığı en son madde olarak ele alınıyor çünkü sonradan  yapılacak transferler  düşünülüyor alsa gerek.
Adayların fikirlerinden ziyade bu vasıflarına önem verilmesi yani aday imajları oldukça çekişmeli geçireceğine benziyor siyaseti.
Tabi ki partiler adaylarını belli edip onayladıktan sonrada vatandaşın peşine düşmeler başlayacak o zamanda.
İşte esas siyaset o zaman başlayacak.
Siz d hiç bu güne kadar selam bile vermeyen birisi tarafından  öpülmenin ne demek olduğunu bilebilir misiniz?
Bilmiyorsanız bir ay daha dişinizi sıkın o zaman.
Ocak ayına bir kala öpülmeye başlanırsınız.
Hemde ne öpücükler. Yıllarca silseniz öpülen yerin izin çıkmaz vallahi.
Ama 29 Mart sonrası sizi hatırlayan da olmaz. Öyle değil mi?
Siyasi yaşamlarda yeni meydana çıkan pehlivanlara açemi derler.
Ustaların yanında siyaset acemisi oldukları için.
Sokağa indiğimizde ara ara bir dükkanın önünde oturan bir ak başlı ve onun etrafında ilgi ile onu dinleyen üç beş kişiyle rastlıyoruz.
İşte bu akbaşlılar usta siyasetçiler olsa gerek.
Başarının sokak kulislerinden geçtiğini biliyorlar evvel Allah.
Haydi meydana o zaman.
Sohwlar başlıyor.
Saltolar atılmaya başladı, tırpanlar çekilmeye başladı. El enselerin biri bin para.
Transferler açıldı.
Kimin umurunda duyarsız bırakılacak halkın aydınlatılması.
Kimin umurunda fakirleştirilen halkın bir torba kömür peşinde koşuşturması.
Kimin umurunda mutfaklarda çıkan yangının iş yerlerine de sıçradığı.
Kimin umurunda daha dün Adana&amp;#8217;da 1610 kişinin çıkış aldığı ve işsiz sayısının  2600 kişiye ulaştığı.
Kimin umurunda körleştirilmemiz.
Bize şimdi fiziği düzgün, cebi dolu yerel siyasetçi lazım.
Kimin umurunda  devletin parası ile il il gezerek siyaset yapıyoruz diye bölücülük yapan Emine Ayna.
Kimin umurunda Öcalan sıkılıyor diye arkadaş evlerinin yapılması.
Kimin umurunda  güpe gündüz sokak ortasında kadın kaçırıp da tecavüz edenler.
Kimin umurunda hergün verilen şehitler ve özgürlük savaşı veriyoruz diyerek nara atan DTP&amp;#8217;liler.
Kimin umurunda Bitlis&amp;#8217;te elinde Türk bayrağı ile PKK&amp;#8217; lıların içine dalıp &amp;#8220;Kahrolsun PKK&amp;#8221; diye bağıran gencin linç edilmesi.
Veee.
Kimin umurunda doğal gaza üst üste zam yapanlara lanetler okuyan halkın isyanı.
Doğal gaz yakmaktan vazgeçip de soba yakacağız diye bağıran emeklinin çırpınışı.
Veee.
Kimin umurunda yaşanan onca kriz.
Ve kimin umurunda seçimlerde harcanacak milyonlar ve tam takır bırakılacak hazine.
Artık meydanlar açıldı. Herkes meydana. 
Bu meydan er meydanı değil, bu meydan siyaset meydanı.
Birde merak ediyorum.
Bakalım kaç tane kadınımız bu siyaset meydanında meclis üyesi, il genel meclisi üyesi ve Belediye Başkanı olacak.
29 Mart 2009&amp;#8217;da 65 il, 750 ilçe, bin 350 civarında belde, 2 bin 300 civarında birimde &amp;#8220;halkın hür iradesi&amp;#8221; ile (!) belediye başkanları seçilecek.
Evet yanlış anlamadık. Halkın hür iradesi ile.
Yereller belediye başkanlığına aday  adaylarını belirtirler genel merkeze. Genel merkez de halkın hür iradesi ile başkan adayları bu der.
Ne kadarı bayan olur, ne kadarı yeni yeni beyinler olur, o halkın  omurunda değil.
Çünkü körleştik artık.
Hiç bir şeyi göremiyoruz geçim derdinden. 




Nevzat Seçen

 &lt;/strong&gt;]]></description>
        <pubDate>Thu, 04 Dec 2008 13:32:34 +0200</pubDate>
        <category>Nevzat SEÇEN</category>
      </item>
    </channel>
  </rss>
