| SÖZCÜK |
ANLAMI |
| A |
|
abırık |
şaşkın |
| addanaşşa |
savrularak yol almak |
| ağdırıçüş |
tahtiravalli |
| ağdırmak |
ağır basmak |
| ağıl |
ahır |
| ahretlik |
dost, arkadaş, kan kardeşi |
| akbak,
akpak |
bembeyaz, parlak |
| akıbat |
avukat |
| alaf |
alev |
| alman |
bir testere türü |
| anadud |
üç parmaklı tarım aleti |
| angara (angarya) sırası |
köy adına bir iş yapılırken köyde her evden mutlaka katılımın
sağlanarak o işin yapılması (katılmayanlar bir yevmiye öder) |
| apalamak |
emeklemek |
| apörlö |
hoparlör |
| arakçın |
bir çeşit şapka, bere |
| aralık |
ara, hol |
| aş |
çorba, yemek |
| aş evi |
mutfak |
| atlık |
köy odalarının altında misafirlerin at ve eşeklerini
koydukları ahır |
| avgın, avgun |
eskiden içme suyu getirmek üzere açılan kapalı su hattı |
| ayağını
almak |
bir işi bitirmek |
| ayağını
almak |
bir işi bitirmek |
| ayak |
çeşmenin suyunun akıp gittiği yer (bunarın ayağı) |
| ayak
yolu |
tuvalet |
| babalı |
vebal, vebali |
| B |
|
| bacakaşı |
tandırlarda ocakların üstünde bulunan küçük raf, sergen |
| bacalık |
tandırlarda yada evin köşesinde yemek ve ekmek pişirmeye
yarayan yer ocağı |
| badak |
tek testisli erkek hayvan |
| baldırcan |
patlıcan |
| balgam |
sulu kar |
| bastı |
komposto |
| bebe
becik |
çoluk çocuk |
| bel |
sivri kürek |
| belertmek |
göz akını çıkaracak şekilde göstermek |
| beniz |
yüz |
| bent |
çaydan (dereden) arklara su alabilmek için suyun önünün
kesilmesi |
| bestil |
eriğin ince ince kurutulmuş hali |
| bet&
beniz |
yüz rengi |
| bıçık |
küçük iki tepe arası çukur |
| bıçkı |
testere |
| bıldır |
geçen sene |
| bıyıl |
bu sene |
| biçırpıda |
bir hamlede |
| bimağfir |
bimüddet, bisüre |
| boğarsık |
bağırsak |
| boğsu |
ahşap binalarda tavana konulan kalın uzun taşıyıcı selvi ağacı |
| bokluk |
hayvan dışkılarının biriktirildiği yer |
| bostan |
kavun, karpuz |
| böcü
börtü |
böcekler, haşerat |
| böcü |
böcek |
| böğez |
bu kez, bu sefer |
| börtmüş |
haşlanmış |
| börttürmek |
haşlamak |
| bun
basmak |
sıcak , ateş basmak |
| bunar |
çeşme |
| buymak |
donmak, üşümek (dondum buydum) |
| buzalacı |
inek kömüş gibi hayvanların gebe olması - doğurganlık |
| bükleeç |
yufka pişirmede (çevirmek için) kullanılan ahşap
yassı araç |
| bünelek |
inekleri ısıran bi tür sinek. |
| C - Ç |
|
| caare,
caara |
sigara |
| cağ |
peynir süzmeye yarayan keten torba |
| cahal |
cahil |
| cav |
koçların cinsel organı |
| cavlak |
çıplak, tüysüz, kel |
| cehiz |
çeyiz |
| cember |
tülbent, yemeni |
| cemek |
yüksek ağaçları budayabilmek için uzun bir sırığın ucuna satır
vb kesici alet bağlayarak elde edilen alet |
| cerge |
açık alanlarda kurulan üç ayaklı gölgelik |
| cey(l)ran |
elektrik akımı |
| cıbır |
çıplak, parasız pulsuz |
| cıfıt |
sevilmeyen, düzenbaz, hilekar |
| cılbak |
çıplak |
| cılga |
keçi (davar) yolu |
| cılga |
a)yemeni üzerine bağlanan ince kumaş parçası b)keçi
yolu-patika |
| cır cır |
ishal |
| cırt
domata |
küçük domates |
| cıscıplak |
çırılçıplak |
| cızgı |
çizgi |
| cızlavıt |
mes lastiği |
| cinge |
ateş sıçraması |
| cirpidek |
birden bire çabucak |
| cobut |
bidon, su kabı |
| cobut |
bidon, su kabı |
| codura |
çamdan oyulmuş su kabı |
| condaylak |
uzun boyunlu, uzun bacaklı bir tavuk çeşidi |
| cort
|
fıtık |
| culu |
hindi |
| çağırmak |
şarkı, türkü söylemek |
| çakıldak |
koyunların kuyruk altlarına yapışıp kuruyan gübreleri |
| çalgı |
büyük, saplı ot süpürgesi |
| çalmak |
mayalamak |
| çapıt |
paçavra, çaput |
| çaşıt |
müzevir, ispiyoncu, casus |
| çatal
kapı |
iki kanatlı büyük kapı |
| çay
yıkamak |
çamaşır yıkamak |
| çayı sıra gidip kıyı sıra
gelmek |
bir işe gönülsüz, isteksiz, hevessiz gitmek, yapmak |
| çaylık |
çeşmelerin yanında çamaşır yıkamaya yarayan üstü kapalı yer |
| çebiş |
doğurmamış keçi |
| çeğirme |
ev önü bahçesi |
| çemkirmek |
ürmek, dikleşmek, laf söylemek, karşılık vermek |
| çepel |
kirli, bulaşık, çamurlu |
| çepin |
arkası sivri çapa aleti, bir tür kazma |
| çerçi |
seyyar satıcı |
| çevre |
büyük mendil |
| çıkı |
içine bir şey konulduktan sonra büzüştürülerek bağlanan
mendil, bez, poşet vb. |
| çımkı |
yaş kavaktan yada söğütten yapılan ince uzun değnek |
| çırmak,
cırnak |
tırnak, pençe |
| çırpı |
kurumuş, küçük ince ağaç dallarının kırıntıları |
| çiğirdik |
budama yapılan ağaçların ince dalları |
| çimkirmek |
sinirli halde lafa karşılık vermek |
| çimmek |
yıkanmak, banyo etmek |
| çimtinmek |
azar azar yemek, otlanmak |
| çiti |
bulaşık deterjanının genel adı |
| çöğdürmek |
işemek |
| çölmek,
çömlek |
toprak kap |
| çömmek |
çömelmek, topukları uyluğuna ve dizi karına değecek şekilde
bacaklarını bükerek oturmak, boy küçültmek |
| çöp |
küçük ağaç parcası |
| çördük |
küçük armut |
| çörten
|
toprak damlardan yağmur suyunu akıtmakta kullanılan ağaç oluk |
| çul |
içi eski kumaşla doldurulmuş minder |
| çullama |
bayat bazlamayı yumurtaya batırarak yapılan kızartma |
| D - E |
|
| dağarcık |
çobanların yiyeceklerini taşıdıkları sırt çantası |
| dağlamak |
yakmak |
| dalaba
gelmek |
eşeklerin çiftleşme zamanını anlatır. |
| dalamak |
köpek, kurt, çakal tarafından ısırılmak; ısırganın tene
sürülmesi |
| damızlık |
koyun ve sığırlarda soyun devamını sağlamak için seçilmiş iri,
sağlıklı erkek |
| damızlık ayrıca penir
mayalamaya yarayan sıvıya da denir |
|
| daplıç |
Büyük ayaklı |
| davar |
koyun keçi sürüsü |
| dayak |
çatallı eşek deyneği |
| dek dur |
uslu dur, akıllı ol, yaramazlık yapma |
| delik |
küçük pencere |
| dene |
yıkanmış buğday |
| depni
(depne) |
genelde süt taşımaya yarayan ince uzun bakır kap |
| dey da |
orda |
| dıkım |
lokma |
| dıngırdamak |
boş konuşmak |
| dıngırdatmak |
alaylı konuşmak |
| dibek |
bulgur dövmeye yarayan oyulmuş taş. |
| dikme |
yani dikilen kavak söğüt fidanı |
| dinele |
Acele et |
| dinelmek |
ayakta beklemek |
| direcen |
meyve ağaçlarını dalları kırılmasın diye yerden destek için
kullanılan sopa sırık vb. |
| dirgen |
çatala benzer, üç parmaklı demir yaba |
| dirgen |
iki parmaklı tarım aleti |
| dişinmek |
yeri eşmek |
| diynek |
değnek |
| domata |
domates |
| domuşmak |
somurtmak |
| don |
1- pantolon pijama vb. 2- hayvan kılından örülmüş bir nevi
çadır. |
| dondurma
helvası |
sert helva (çok güzel olur) |
| dovvah |
öküzleri durdurmaya yarayan söz |
| döl |
kuzu, kuzu sürüsü |
| dönelge |
kuytu yer |
| dönelge |
samanlığa saman koyulan küçük delik. |
| dulda |
rüzgardan korunaklı yer, köşe |
| dutmaç |
ev yapımı makarna çeşidi |
| düğdü |
bir tülbent bağlama çeşidi |
| ebcet |
anlamını bilmiyom bilen varsa yazsın. (ebcete çıkmak, ebcet
hesabı) |
| ecicik |
azıcık |
| ekmek
yazmak |
bazlama açmak |
| ekseri |
genellikle |
| ekserii |
benzeri-eş anlamlı |
| eli ya?? |
değil mi?? |
| ellik
|
eldiven |
| elpek |
değneklerle oynanan bir tür oyun (zayıf ve uzun olanlara
elpek diyneği gibi denir) |
| elviya |
evliya |
| emecen |
genelde akyazıda bulunan kertenkele benzeri bir sürüngen. |
| emme |
ama, velakin, fakat |
| emzik |
çaydanlık yada ibriğin su akan ince uzun kısmı |
| enik |
yavru köpek, kedi |
| enteri, entari |
gömlek |
| erişte |
ev yapımı makarna çeşidi |
| erkeç,
irkeç |
erkek keçi, teke |
| eski
yazı |
arap alfabesiyle yazılan yazı |
| essah |
sahi, gerçek |
| eşelek,
işelek |
elma armut gibi meyvelerin yenmeyen iç kısmı |
| etli
hamur |
mantı |
| evcimen |
ev işi seven |
| eveli |
geçmiş zaman |
| eveli |
eskiden beri |
| evlek |
tarlayı sürmek veya dermek için yapılan parsel |
| eysiran |
ekmek teknesi kazıma aleti |
| ezeli |
eskiden beri |
| F - G |
|
| fellah |
ağzı bozuk, serseri, uyanık |
| fışkı |
hayvan pisliği |
| fıt fıt |
ince bulgur |
| fiğ |
bir tür hayvan yemi bitkisi |
| filke |
geniş ağızlı musluk |
| firek |
kapı yüzeyine takılan kilit |
| firik |
civcivden büyük, tavuk olmamış civciv |
| fitlemek |
kışkırtmak, arabozuculuk etmek |
| gabağına
çökmek |
üstüne çıkmak |
| gadem |
bereket |
| galaycık |
kalecik |
| galaycık
bazarı |
salı |
| galaylamak |
kalaylamak, parlatmak, rezil etmek, küfretmek, dersini vermek |
| galesor |
Römork |
| galevle |
ayakkabı |
| gap |
kap kacak |
| garık |
salatalık v.b. Yetiştirilmek için çukurlanmış bostan karığı |
| garipsemek |
özlemek |
| gasnak |
hayvan dışkısından yapılan yakacak |
| gaş
|
toprak ev üstü |
| gaşbasdı |
toprak ev üstü kenarına kayrak taşı/çamur ile
yapılan üçgen yükselti |
| gatık |
ekmeğin yanındaki yiyecek |
| gatiyyen |
kesinlikle |
| gavak |
kavak |
| gavi |
sağlam |
| gavil |
kail, razı olma |
| gavurga |
kavrulmuş buğday, patlamış mısır |
| gavut |
kavut, kavrulmuş buğday unu, kavurga unu |
| gayaan |
kayrak taşı |
| gaysaklanmak |
hamurun üstünün kuruması |
| gaytarmak |
kaçıp kurtulmak, yan çizmek, başını alıp gitmek |
| gazel |
kurumuş yaprak |
| gelegen |
tarla faresi |
| gelik |
ağıllarda ayrılan bölmeleri birbirinden ayıran derme çatma
kapı |
| gelinlik
etmek |
gelinin kaynana ve kayınbabasıyla konuşmadan anlaşması |
| geri
gelmek |
gözü kesmemek, yememek |
| gezek |
köyün sürüsünü (davar) mal sahiplerinin hayvan sayısı
oranında dönüşümlü olarak gütmesi |
| gıdım |
az, biraz |
| gırçıl |
içinde beyaz renkler olan, ağcıl |
| gıyı |
kıyı, kenar |
| gidi |
çapkın, hain, habis, uğursuz, nursuz |
| gidişme |
kaşınma |
| gocadon |
kadınların iş yaparken kullandıkları geniş pijama |
| gocuk |
kaban mont vb. |
| gokmuş |
argoda sevecenlik |
| golan |
hayvan üstündeki semeri, palanı tutan ipten dokunmuş kemer |
| gonşu |
komşu |
| goya |
güya, sözde, sanki, sözüm ona |
| göbeği
düşmek |
ağır kaldırınca karın ve bel ağrısı için kullanılır. (onu
kaldırma göbeğin düşer vb) |
| göbel |
kimsesiz, başıboş çocuk, yetim |
| göğe
gelmek |
ineklerin çiftleşme zamanı |
| göğermek |
morarmak |
| gölbet |
küçük su birikintisi |
| gömme, gömbe |
küle gömerek pişirilen bir tür çörek. (çok güzel olur) |
| gön |
deri |
| götlük
(afedersiniz) |
eşeğin semeri kaymasın diye kuyruğunun altından geçirilen
kayış, bez |
| göynek |
astar kumaştan dikilmiş gecelik |
| gözer |
büyük gözlü kalbur |
| gubarmak |
kendini övmek, mağrurlanmak, kotukları kabarmak |
| gubaşmak |
birleşmek, anlaşmak, örtüşmek, birlikte iş görmek |
| guluç |
kas tutulması, kasılma |
| gulumcak |
madımak |
| gunnacı |
hamile, yüklü |
| gurdalamak |
Hoş olmayan bir şeyi veya bir konuyu gündeme getirip konuşmak,
deşmek, eşiştirmek, karıştırmak |
| gursak |
boğaz |
| guz,
kuz |
kuzey, güneş almayan yan |
| güdük |
kısa |
| gülük |
civcivli tavuk |
| gümele |
ağaç diplerine kurulan üstü toprak veya ağaç dalları
ile kapatılmış küçük oda |
| güne
yamaç |
güneşe karşı |
| günülemek |
kıskanmak |
| gürklemek |
tavuğun civciv çıkartma isteği |
| gütme |
davar, sığır vb. otlatma |
| gütmek |
hayvan otlatmak |
| güye |
damat |
| H |
|
| hak |
tahıl ölçüm aleti(büyük) |
| haklı |
a) doğru söyleyen b) sıpalı eşek |
| haniya |
nerde, hani nerde |
| hayat |
balkon |
| hazeddinmi |
begendinmi |
| haziddim |
çok beğendim |
| heğ |
uzun büyük sepet |
| helikopter |
yusufçuk sineği |
| helke |
bakır su kabı |
| hereni |
büyük bakır kazan |
| herze |
hata yapmak |
| heylemek |
çobanların davar çağırma şekli |
| hıcıl
hıcıl |
ateşli hasta nefesi |
| hıngıldamak |
mızmızlanmak |
| hicaz |
hac, hacca gitmek |
| homak
|
iri dut |
| horageçmek |
Kaliteli ve sağlam anlamında (iyi oldu, tam oldu) |
| hoşaf |
meyve kurusu + komposto |
| hoyhoy |
boş gezen |
| hökümet |
devlet yetkililerini anlatmak için kullanılır (kaymakam, vali
vb) |
| I - İ |
|
| ıccak |
sıcak |
| ırak |
uzak |
| ırbık,
ıprık |
ibrik |
| ırgat |
paralı tarım işçisi |
| ırık |
aralık, delik |
| ısmarıç |
sipariş, ısmarlama |
| ibik |
köşe, köşeli |
| iç donu |
kilot vb. |
| içi
kızıl |
bir mantar çeşidi |
| idare
|
gazyağı ile kullanılan konik aydınlatma aracı |
| idip
durmak |
Mükerrer iş-tekrar |
| iğ |
iplik bükülmeye yarayan alet |
| iğe |
yassı deir törpüsü |
| iğseri |
Büyük, el yapımı köşeli demir çivi |
| ilayıklı |
herşeyi tam , dört dörtlük |
| ileğen |
leğen, yayvan kap, el yıkamak için kirli suyun akıtıldığı ağzı
geniş kap |
| ilenmek |
beddua, kötü duruma düşmesini dilemek |
| ilmek |
düğüm, ilmik |
| imik |
boğaz |
| inemek |
ağaç budamak |
| ireçber, reçber |
çiftçi |
| iri |
samanın hayvanların yemediği kısmı, tandırda ekmek
pişirmede kullanılır. |
| irilik |
tandırda yakılacak saman irisinin koyulduğu yer |
| iskarpin |
deri ayakkabı |
| iskemle |
sandalye |
| işme |
küçük su kaynağı |
| işşiklee |
eşik |
| ivecen |
aceleci, carı, acil, acele eden |
| izbandut |
inzibat, iri yarı insan |
| K - L |
|
| kabak
elma |
hafif mayhoş yaz elması |
| kadem |
ayak, 30 cm. uzunluğunda ölçü birimi |
| kağırmak |
kanırtmak, bükmek, eğmek |
| kamaşmak |
ekşi yiyeceklerden sonra dişlerin burulması |
| karartı |
gölge, vücut, gövde |
| karga
beyni |
yoğurtla pekmezin karışmış hali |
| kartan |
verimsiz taşlı, sert toprak |
| kaynata |
kayınbaba |
| kebabe |
sigara izmariti |
| kelep |
halka, bukle, kıvrım |
| kemre |
ağıllarda damlarda kurumuş tabaka haline gelmiş koyun dışkısı |
| kenef |
lağım, tuvalet kuyusu |
| kepez |
merdiven üstü kapı |
| kes |
ot yada fiğ samanı |
| kesek |
taş şekline gelmiş kuru toprak |
| kesik |
yağsız peynir, lor peynir |
| keş |
yoğut kabının kenarında kurumuş yoğurt kalıntıları |
| kılık |
şekil, şimal, görünüş, giyim, kuşam, tip |
| kın |
kılf, bıçak kılıfı |
| kırma |
tek namlulu tüfek |
| kirman |
yün eğirmeye yarayan tahta alet |
| kis |
koyunların gitmesini sağlamak için söylenen söz |
| kiya |
kahya, köy korucusu |
| kiyasımısın |
kahyasımısın? (sen bu işe karışma, sanane anlamında) |
| kocabaş |
bit tür pancar |
| koğucu |
dedikoducu |
| koltuk
kapı |
bir evin ana girşinin yanındaki küçük kapı. (ski evlerde
avluya genelde çatal kapıdan girilir.) |
| kömüş |
manda |
| körtök |
gözünün önünü görmeyen |
| köstek |
bele takılan zincirli saat |
| kösüre
taşı |
bıçak bilemeye yarayan yuvarlak, tekerlek şeklinde taş |
| kötügız
çöreği |
gözleme |
| kötürüm |
tek başına yaşayamayan, bakıma muhtaç |
| kuşluk |
sabahla öğlenin arası |
| kuynutma-şirneme |
şımarmak etrafı dağıtmak |
| kuzu
göbeği |
bir mantar çeşidi |
| küllük |
evin küllerinin ve çöpünün döküldüğü yer bir nevi çöplük |
|